replika telefonlar ile mahser bilgileri56

 replika telefon, replika, replika telefonlar


replika telefonlar ile mahser bilgileri56  bugün elimizden gelen gayreti gösterdik ve replika telefonlar diyorki Pepto-Bismol şişe.sinin hâlâ elinde olduğunu gördü. I lemen allı ellerini Torna gösterdi. İshali kendi kendine geçınek /orumlaydı. .vıe^'kküricr, Julie.Tom ağlayarak verandanın basamaklarından indi. “Ö/ür dilerim," ,i.>çdefalarca tekrarladı. “Özür dilerim, Tom Cullen çok üzgün."
Birlikteanacaddeye döndüler... ve bakakaldılar. Her iki bisiklet de ters .•,5^tû. Lastikleri yarılmıştı. Çantalarmdakiler dört bir yana saçılmıştı.
Tam o sırada bir şey, Nick’in yüzünün yakınından hızla geçti, Nick .-«hissetmiş. Tom ise çığlık atarak kaçmıştı. Nick ne olduğunu anlama-.jSbir an olduğu yerde durup etrafına bakındı. Doğru anda doğru yere ^ışn, namlunun ikinci kez parladığını .son anda gördü. Pratt Oteli'nin katında bir pencereden ateş ediliyordu. Hızlı bir iğne gibi bir şey, ç^'in gömleğinin kolunu yırttı.
Hemen dönerek Tom’un peşinden koştu.
Julie'nin tekrar ateş edip etmediğini bilmesine imkân yoktu: Torna -rştiğinde emin olduğu tek şey ikisinin de vurulmadığı gerçeğiydi. En ;3idan o korkunç kızdan kurtulduk, diye düşündü, ama bu. sadece birsü-iiiıegeçerli olacaktı.
Oakşam Pratt’in beş kilometre kuzeyinde bir ahırda uyudular. Tom kâ-jofdöğii için sık sık uyandı ve hâlâ rüya görmediğinden emin olmak için -diinandırdı. Ertesi sabah .saat on bir civarında luka'va v ardılar. Spor ve .■_ilel Diinya.sı adında bir mağazada güzel iki tane bisiklet buldular. En i'îiaıı Julie ile olan karşılaşmalarının etkisini üzerinden atmakla olan dlendilerini tekrar donatmak için en geç ayın on dördünde varacaklarını 'aıetiiği Greal Bend’e kadar bekleyebileceklerini düşünüyordu.
.Ama 12 Temmuz günü .saal üçe çeyrek kala, gidonda bulunan ve .sol "3hemen önüne monte edilmiş dikiz aynasında bir pırıltı dikkatini Durdu (hemen arkasından hayaller kurarak gelmekte olan Tom
Yaııliiıma gelince sağa çekti (Toın deli gibi el sallıyordu amaNjj^^j, ilk laı illin arasında hisikleliyle olduğu yerde donmuy bir halde diki|,pg^^ ye devanı ediyordu) ve durdu. Nick'in. sürücünün bayını uzatmasından ön (eki son dliyüncesi.direksiyondakinin gözleri zalimce parlayan, dudakları /aleı dolu, iğrenç bir sırıiıyla gerilmiy Julie Lawry olduğuydu. Elinde daha lime Oldan öldUrnıcye çalcylığı silah olacaktı ve bu yakın mesafeden ıska-laması söz konusu bile değildi. Yaralı bir kadının gaz^abıyia cehennemde, kılcı İlde boy ölçliyemezdi.
Ama bayım uzalan, kafasnula mavi kadifeden yeridinin gerisine bir lliy lakılmıy hasır bir yapka olan, gülümsediğinde yüzünde hoy çizgiler be- j .■II, klik yaylarında bir adamdı.
Ve ağzından yunlar döküldü. “.Aman Tanrım, sizi gördüğüme çok millili oldmıı mu çocuklar? Evet, galiba oldum. .Atlayın da nereye gkJece-ğimize bakalım."
Niek ve 'l'om, Kalplı Mreniner ile böyle karyılaytı.
44. BOLUM
Kalayı sıyıııyoıdu... anlamıyor musun bebeğim? Düşününce, bunun llııey "l'iyano” Smilb’in bir yarkısından bir kısım olduğunu hatırladı. Epey eskiydi. rıeçmi.ylen bir patlama. Huoy "Piyano" Smilh,devamı nasıldı? Alı alı ab-ab, lay lay... nay nov nas... ah-ah-ah-ah... Huey "Piyano" .Sımllı'iıı zekfisı, bilgeliği ve .sosyal yorumu.
".Sosyal yonmııı s.keyim," dedi, “llııey 'Piyano' Smilh. benimzama-Ilımdan önceydi.
llıbii ya ıılluuslaı, ue )'U/el yduleıdi onlar. Allınışların orlaları, son (Vı'k 1,’ueııklııı (tene iyin lemı/lenmek. Pembe çerçeveli gö/.lilkleıi ^yıim'liiM Mrillo kıılıılaı ıvlıi .Aııdy \Varliol. Velvel Underground. Yaralı IIy,İllin l.inda'dıuı Ddıılkşd Normaıı Spiurad, Norınan Mailer, Nornıan ipuis, Nıinıiiiıı Koekuell ve Hales Olel'den sevgili Norman Bales, beli ,,j,.|ıdı, Dylıııı bi'vııııııu kınlı, Han y MeCîuire çatlak sesiyle “The hve Ol lyıirııdıoırı sdyk'dı, hıaııa Koss, /\merika'(.laki bütün beyaz gençleri bı-,,u^|ıiulii(lr Tılııı o ııııılıle.şenı )',rıi|ilar. diye sersemce düşündü Larry, bana jiııiı^lıııı vi'iiıı ve seksenleri kiyını/a sokun. Rock and roll söz konusu ol-jtıjlıiııılii ııllııırşlııı. son alim yağdı, ('ream. Ra.scals. Spoonful. Vokallerde tıiHi'cSlirk, gitarda Noınıaıı Mailer ve davulda sevgili Norman Bales ve tıi|)l,ııu-, Itralles, VVlıo. I lepsı.,,
Dliyld VI' başım vurdu.
Dünya biranda karardı, ardıudan yine aydınlandı. Elini şakağına gö idilivcparmak ııçlıırında kan olduğunu gördü. Umurunda bile değildi. O ,'diıli Vf ııııılıleşeiıı altmışlı yıllarda ıledikleri gibi, ne olmuştu yani? On-.îtıtıallayı ııyaııaimıdığı kâbuslarla geçirmesinin ve en iyi zamanların, .iıüarının boğazına lak dip daba öteye gidemediği anlar oluşunun ya ımda(lüşlip başını vıınmısı neydi ki Tanrı aşkına? İnsan kendi çığlığının 4İcuyaıi(lığnıda çok daba lazla korkuyordu.
küyasıiKİa kendini tekrar l.ineoln Tünelinde görüyordu. Arkasında nardı,ama rüyasındaki Rila değildi. Şeytanın ta kendisiydi ve yii/.ün .!şil(M/, bir sırıtışla Earry’yi takip etliyordu. Kara Adam yürüyen ölü de .'âçokdalıa lıeler bir .şeydi. Larry kâbuslara özgü o yapışkan yavaşlık jt'şyyor.göflilıneycn cesetlere takılıyor, gitmeleri gereken yerler oldu)it idedonmıış İtalikle kalmış ve mezarları haline gelmiş arabalarının için '"doldurulmuş tıayvaıılarmkine benzer camlaşmış gözlerle ona bal ■«lioltluklarını hi.s.serkdtiliyor ve koşmaya devam ediyordu ama karaı 'İHtıiİ!:görebilen o kara büyücü, kara şeytan amansızca onu takip
kcıı kaçmanın nc yaran vardı? Kara Adam bir süre sonra ona seslen Iraijlıyordu: Hadi Laıry, hadi, birlikle yapacağız Laarry...
Kara Adaın’ın nefesini omzunda hissediyor ve o an uyanmaya ça],^ yor, kâbusundan kaçıyor ve çığlığı, sıcak bir kemik parçası gibi boğa?,,,^ (akılıyor ya da ölüleri bile uyandıracak bir .şiddetle kurtuluyordu.
Kara Adam’ın hayali gündüzleri belirsizleşiyordu. Sadece gece me .saisinde çalışıyordu. Gündüzleri Koca Yalnız, ona musallat oluyor, keskin dişleriyle durmak bilmeyen bir kemirgen -belki bir sıçan veya sansar- gj. bi beynini yiyordu. Gündüz vakti düşünceleri daha çok Rita üzerinde yoğunlaşıyordu. Sevgili Rita. Hayalinde onu yattığı yerde defalarca çevi-liyor, şaşkınlık ve acı içinde ölmüş bir hayvanınkine benzeyen kısık göz-İClini, bir zamanlar öptüğü ancak artık yeşil, bayat kusmukla dolu olan .ığ/mı görüyordu. Ne kadar da kolay ölmüştü. Gece yansı, paylaştıkları kahrolası uyku tulumunun içinde. Oysa kendisi şimdi...
r.b, keçileri kaçırıyordu. Öyleydi, değil mi? Olan buydu. Kafayı sıyırıyordu.
"Sıyırıyorum," diye inledi. "Ah, Tanrım, deliriyorum."
Hâlâ mantıklı düşünen bir tarafı, bunun doğru olabileceğini, ama şu an yaşadığının aşırı sıcağın etkisi olduğunu söylüyordu. Rita'mn başına i gelenlerden .sonra motosiklet kullanamaz olmuştu. Yapamamıştı, birıiir zihinsel engellenme gibiydi. Kendini sürekli otoyola yapışmış, kanlar içinde kalmış halde görüyordu. Bu yüzden motosikleti bir yerde bırakmıştı. 0 günden beri yürüyordu. Kaç gün olmuştu? Dört? Sekiz? Dokuz? Bilmiyordu. Hava sıcaklığı o sabah saat ondan beri oıuz derecenin üzerindeydi, saat neredeyse dörde geliyordu ve başında bir şapka bile yoktu.
Motosikleti kaç gün önce bıraktığını hatırlamıyordu. Önceki gün değildi, evvelki gün de değildi herhalde. Hem ne önemi vardı ki? Motosikletten inmiş, vitese takmış, gazı çevirmiş ve freni bırakmıştı. Motosiklet, kendim titreyen ellerinin arasından bir derviş gibi kurtarmış ve Con-cord’ıın hemen doğusunda, 9. Karayolu'nun üzerinde bir yerde delice homurdanarak bankete yönelmişti. Motosikletini öldürdüğü kasabanın isminin Gossville olabileceğini düşündü, ama bunun da bir önemi yoktu. Gerçek, motosikletin artık işine yaramadığıydı. Aleti saatte yirmi kilometreden daha hızlı kullanmaya cesaret
(iaral’asan gibi hayallere kapılarak motosikletin üstünden savrularak (isıııı kıracağını, kör bir virajı dönüp hemen ötesinde kalmış bir kam-^natwdoslama çarpacağını ve aniden bir alev topuna dönüşeceğini dü-başlamıştı. Bir süre sonra kahrolası hararet lambası yanmıştı, yanmıştı ve kırmızı ışığın hemen üzerinde küçük ve sade harflerle flRKAK yazdığını görür gibi olmuştu. Motosikleti kullanmaktan zevk jjığı rii/.gfırı yüzünde hissetmekten ve asfaltın ayaklarının altından hız-Ijlıayip gidişini izlemekten hoşlandığı anlar olmamış mıydı? Olmuştu.
onunla birlikleyken, kısık bir çift göz ve kusmukla dolu bir ağız halice dönüşmesinden önce çok keyif almıştı.
Böylece motosikleti yabani otlarla dolu oluğa gönderdikten sonra yo-ljii,|:enanna gitmiş ve her an tekrar yola çıkıp ona saldıracakmış gibi tem-ynli ama aynı zamanda dehşet içinde ardından bakmıştı. Hadi ama, diye lijilnmüştü. Hadi artık hareketsiz kal, kahrolası. Ama motosiklet uzun [((Siire durmamıştı. Arka tekerleği faydasızca dönerek homurdanmış, aç jjciri, geçen .sonbaharda düşen yapraklan yutup savurmuş, acı kokulu, jjlıverengi toprakları püskürterek çılgınca debelenmişti. Egzozundan ma-ıibirduıtıan çıkıyordu. Ve o zaman bile abartarak motosiklette doğaüstü l^ıgiiç olduğunu, mezarında doğrulup onu çiğneyeceğini düşünmüştü. Ya .replika telefonlar cleolacaktı ya da bir gün yaklaşan bir motor sesi duyup arkasına baka-atiîbirtürlü teslim olmak ve hareketsiz kalmak bilmeyen kahrolası mo-râielinin otoyol üzerinde yüz yirmi kilometre süratle kükreyerek üze-cmJc, arkasında beline sarılmış, yüzü tebeşir beyazına dönmüş, gözleri iAsaçları kış ortasındaki mısır püskülleri kadar kuru olan Rita Blake-fioûfeolan Kara Adam’la kendisine doğru geldiğini görecekti. Sonra mo-»Dİlıayet son çırpınışların ardından susup hareketsiz kalmış ve Larry, »parçası koparılmış gibi hüzünle ona bakmıştı. Motosiklet olmayınca dMİtsessizliğe karşı kullanabileceği bir silah da kalmamıştı ve sessizlik, üranlamda bir kaza sonucu ciddi bir şekilde yaralanmak veya ölmek kornandan çok daha beterdi. O günden beri yürüyordu. 9. Karayolu üzerin-jeralan, içlerinde anahtarları üzerinde motosikletlerin vitrinlerinde «^ilendiği galeriler olan birkaç küçük kasabanın içinden geçip gitmişti '^Jmotosikletlere fazla uzun süre bakarsa gözünün önünde yol kenannd
Charles Band’in ba/en korkuny bazense büyüleyici olabilen, insanla koca kamyonların tekerlekleri altında öldüğü seya iç organlarında besi nip büyüyen esrarengi/, böceklerin irileşip dışarı çıkmasıyla vücutları paj çalanarak geberdiği korku lilmlerinden bir sahne gibi canlanıyor ve ses sizliğe dayanmaya çalışarak, titreyerek, solgun bir yüzle oradan uzak^, yordu. Dudağının üstünde ve şakaklarında minik ter damlaları belinvor dönüp tekrar bakmamak için çaba gösteriyordu.
Kilo vermişti, verme.se şaşırırdı zaten. Her gün saf.:: :an günbatımı-na dek durmaksızjn yürüyordu. Uyumuyordu. Kâbuslar onu saat dön civarında uyandırıyor, kalkıp Coleman lambasını yakıyor ve dibinde durarak güneşin doğmasını bekliyordu. Hava önünü göremeyeceği kadar kararana dek yürüyor ve ardından bir kaçak gibi sinsice, acd: le kamp kuruyordu. Kampı kurduktan sonra kokain içip yatmış bir adam gibi yan ııv ■''•k va-tıyordu. Ah bebeğim, salla, kıvır, yuvarlan. Bir kokainman gibi az _ .,ui-du; hiç açlık hissetmiyordu. Ne kokain ne dehşet iştaha iyi geliyordu. Larry. Kaliforniya’daki o uzun partiden beri kokaine bulaşmamıştı. ..u her an dehşet içindeydi. Ağaçlar arasındaki b;r kuşun ötüşü tüvlerini ürpertiyordu. Bir başka hayvan tarafından avlan.ı;. ,.r tayvamn öl im ç,iiOı onu yerinden sıçratabiliyordu. Zayıflığı ve sıskalığı geçmiş, bir deri bırke-mik kalmıştı. Şimdilerde ise bir deri bir kcımk halinden anormal erime safhasına geçme arasındaki mecazi Iveya mcMbolizm,ıya aın çitin üzenn-deydi. Sakal bırakmıştı. Rengi saçlarının iki ton a- ğ j.dı \e çarpıcı bir görünümü vardı. Gözleri iyice çukura kaçmıştı; k.ıpaaa kısılmış kü^uk. umutsuz bir hayvanın gözleri gibi yuvalarında parlıvorbırdı.
"Kafayı sıyırıyorum,” diye inledi tekrar. Çatlak sc -l:.dC^İ yoğun ümitsizlik onu dehşete düşürdü. O kadar kötüleşmiş viiydi? Bir zamanlar başarılı bir şarkıya imza atmış, kendi döneminin Elton John'u olmayı hayal eden... vay canına, Jerry Garda buna nasıl da guicrdı... hayata umutla bakan bir Larry Undervvood vardı. O adam şimdi Ncu Harnpshıre'ın güneydoğusunda bir yerlerde. 9. Karayolu üzerinde süriiııü'v.eMiie ilerleyen âciz bir yaratığa dönüşmüştü. Diğer Larry Undervvood'un hu sürüngenle kesinlikle işi olmazdı. Bu..replika telefonlar sundu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder