replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi45

replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi45

 sizlere en güzel bilgileri yazan replika telefonlar diyorki Ve nihayet: "Selüllerin (hücre) oluşumu kanunu ezeli ve ebedidir. Şu suretle ki, hadiselerin cereyam sırasmda onlarm oluşumuna müsait şartlar doğunca organiğin açığa çıkışı kesin olur. Bu açığa çıkış, tabii olan ilişkilerin hususi bir sırası ve düzeni sonucudur. Hayat hadisesi kendi kökeni ve usulü noktasından mekanizmin hususi bir şekli olmak üzere kabul edilebilir" (Virchovv).

Bu saürlar yazıldıktan sonra organiklerin kendi kendine meydana gelip gelmeyeceği ve ilk nesil bahsi tamamıyla yeni bir safhaya girmiştir. Bu yeni safha gerek geçmişte gerek şimdi canlı maddelerin kendi kendine meydana gelebildiğini kabule eğilimli olan fikirlerle daha uyumludur. Yeni safha özellikle Danvinizm teorisiyle açılmıştır. Jena Üniversitesi Profesörü şöhretli hakim Emest Haeckel'in gayet kesin ve ciddi [262] olan çalışması ve gayreti ve en basit, en ilkel hayat maddeleri olan "moner"ler {moneres) hakkmdaki incelemeleri, ilk hayat hüaesinin nasıl oluştuğuna dair bize oldukça geniş bir vukuf hazırlamışür. Hücre ya da organik birim en önce ilk neslin ilk şekli olmak üzere kabul olunurdu. Hatta Virchow bile böyle kabul etmişti. Halbuki hücre kendi zarfıyla, kendi maddesiyle, kendi çekirdeğiyle gayet muğlak ve oldukça evrimleşmiş bir organizmadır. Bu hal, yani hücrenin oldukça evrimleşmiş bir mevcudiyet olması göz önüne almırsa, doğrudan doğruya maddeden meydana gelmesi ve inorganiğe nazaran değilse de organiğe nazaran zorunlu varhk olması ihtimal dışıdır. Eğer hücreyi "ilk organik" olarak kabul etmek gerekirse bu kabul bilimsel bir hadise olmaktan ziyade bir mucize, bir metafizik -yani tabiat dışı bir şey- olur. Vaktiyle buna itikat olunurdu, halbuki şimdi hücre uzun bir evrimin ve derece derece meydana gelen oluşumlarm bir sonucudur. Fakat bu
değil, henüz hücre oluşmadan önce mevcut olan orga ı maddelerde aramalıyız. Bu organik maddeler pek ^ zamanlarda keşfolunmuşlardır ki, dokulan ve oluşmı,^ birtakım "yuvarlar"dan meydana gelen birtakım şeküsj^ yapışkan ve sümüksü maddelerden ibarettir. Bunla^^j bileşiminde çoğunlukla albümin vardır. İşte ilk hayat maddesi bu suretle oluşuyor. Bu madde protoplazmayı oluşturan parçalar ve organsız organizmalardır. Emest Haeckel'in "basjf manasma olarak "moner" adım verdiği bu madde keınjj nazarmda gayet eksik ve ilkel bir hayat maddesi olduğu gibj maddenin inorganik şekliyle organik şekli arasında bj güzergâh olmak üzere de kabul edilebilir. İşte hüaeleri oluşturan madde ancak bu madde, bu "moner"ler olduğu gibi, ilk nesil olmak üzere gösterilebilecek varlıklar da yine bu monerlerden ibarettir. [264]
"Bu monerler itiraz edilemeyecek bir surette ispat ederler ki hayat, muhtelif organlarla sürdürülen bir çatıya, bir şekle mahsus ve münhasu değildir. Fiziksel ve kimyasal bir halde bulıman şekilsiz bir maddede, albüminli bir bileşimde, bir protoplazmada, azotla karbondan oluşan bir yan sıvıda da hayat bulunabilir. Yani hayat organizmanm sonucu olmadı^ gibi ona tâbi de değildir. Şekilsiz olan protoplazma organİ olan şekilleri meydana getirir; ve ilk defa kendi kendine meydana gelmiş nesil, yani ilk organik madde 'moner'lerdiı" (Emest Haeckel).
İlk nesil kabul olunmadığı ve bu hususta tereddüt edildi^ zaman henüz monerler keşfolunmamışü. Bugün ise bunların varlığı ve hayatı oluşturan ilk maddeler oldukları ve hüaeden oluşmadıkları kesindir.
"İlk denizi milyonlarca seneler monerlerin iskân ettiği tahmin olımabilir. Gayet basit, ilkel ve homojen organlanyla uyıunlu dışsal hayat şartları [265] değişinceye kadar bunlar kendi mevcudivetlerini vp se‘kil.«îi7:liklprıni muhafaza ettiler ve
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
erlerden meydana gelen muhtelif mevcudiyetlerin mevcudiyet kavgası sırasmda yok oldular. Diğer bir kısmı f organik hayatı oluşturan ilk gövdeyi meydana getirdi.
‘ Bize bu bilgileri veren Ernest Haeckel bu suretle hayatın j^eydana gelişini, yani inorganik maddenin sinesinde ,jjl(arıdan beri açıklandığı üzere albüminli maddeler vasıtasıyla hayatm ve organizmamn meydana gelişini ^uladıktan sonra, bu halin hâlâ devam edip etmediği meselesini jessiz bırakıyor. Biz zannederiz ki, her şey bu hususta da onay evabı vermeye müsaittir. Yalmz ilk neslin ne gibi şartlar altında meydana geldiğini bilemiyoruz. Bunu bilseydik belki yapay bir surette de "hayat"ı meydana [266} getirebilmenin jjolaylıklarım arayacaktık. İnsan "analitik kimya"mn mucizeli olan sonuçlanna bakacak olur ve örneğin inorganik maddelerin ancak hayat sonucu olarak meydana geldiği sanılan bazı hayvansal ve bitkisel maddeleri meydana getirdiğine, bunlan büeştirdiğine ve ayrıştırdığma; üre, alkol, eter, üzüm şekeri, oksalik asit, formik asit, butirik asit, asetik asit, laktik asit gibi bileşimlerin meydana geldiğine dikkat edecek olursa, bir gün gelip hücrenin de yapay bir surette elde edilebileceğine inanmak zorunda kalır.
Bu oluşturma başarısı gerçekleşip de canlı bir protoplazmayı yapay olarak elde ettiğimiz zaman, hayatm bu ilksel şeklinin de yavaş yavaş gelişimine çalışarak ve bu suretle şekilleri de üreterek ilk neslin kendi kendine meydana gelip gelmediğini iddia eden felsefe gruplan arasmdaki uzım tartışmalara nihayet vereceğiz. Tabiatm hadiseleri, hiç şüphe edilemez ki yegâne bir silsile dâhilindedir. Bu silsile dâhilinde hiçbir zaman boşluklar [267] olamaz. Tabiat nasıl kendi kuvvetiyle uzun bir "zincirleme" sonucunda ilk organik maddeyi ve hayatı meydana getirdiyse, yine kendi kuvvetiyle onun gelişimini de temin etti ve yine kendi kuvvetiyle bütün yarattığı şeyleri şeklen yok etmekte ve onlarm enkazıyla yeni yeni şekillerde ve yeni yeni şartlara tâbi birtakım varlıklar meydana getirmekte
Birinci nesli, ikinci nesil, yani hayatın açığa çıkışmdaj, milyonlarca sene alan ve yavaş yavaş gelişerek yüzeyini kaplayan organik şekillerin açığa çıkışı takip Bu takip yeryüzündeki etkilere uygun olarak meydana ve yavaş yavaş yetkinleşerek hayatın dışsal şartlarmj ? uyuyordu. Bu şartlar uzaklaştıkça ya da bugünkü şarllarj farklılaştıkça, gerektirmekte oldukları şekiller ve varljjj^ gözümüze yabancı görünmeye başlıyor ve yok oluyorlardı bu tür bazı ilkel şartlar altmda yaşamış mahlûk^ kalmtılarmı, pek uzun işlemlerden ve zincirleme gelişimlerde,, sonra evrimleşmiş [269] şekillerle mukayese edersek, ara yerdei^ büyük farkı görürüz. Yerin muhtelif tabakaları altından ara sırj açığa çıkmakta olan organik kalmtılarm eskilikleri nispetinde eksik ve yetkinleşmemiş oldukları ve zamanımızda);i örnekleriyle yine bu nispette, yani eskilikleri nispetinde aralarmda farklar meydana gelmiş olduğu görülür. Burada dikkate değer bir şey karşısmda bulunuyoruz ki, o da gayet basit olan organizmanm gelişimi için geçmesi zorunlu olan jeolojik devrelerin, daha sonra ortaya çıkan canlı mahlûkların evrimleşmek için muhtaç oldukları devrelere nispetle pek uzun olmalarıdır. Şu suretle "arkeolojik" denilen ilk devre sırasında hayat ancak su içinde yaşayan gayet ilkel hayvanlara ve bibilere özgü idi. Bu devirde dünya, önceleri sıcak ve soıualan ılık bir denizden başka bir şey değildi. İşte bu devrin uzunlu|n kendisini takip eden art arda devirlerin toplam müddetine nispetle daha uzundur. Hiç şüphe yoktur ki, "zooplıı/te'lerin, yani bitkisel hayvanlarm, yumuşakçalarm, [270] bazı kabuklu kurtlarm, deniz otlarımn, içdöllenmeli gayet basit bazı bitkilerin açığa çıkışmdan önce milyonlarca seneler geçtiği gibi Dünya'nm balıklar ve eğreltiotları devresine girmesi zamanına kadar da müyonlarca seneler geçmiştir.replika telefonlar yazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder