Tablet pc,den islam tarihi

 tablet pc

Tablet pc,den islam tarihi ve yine tablet pc sizler icin güzel olan yazılarımızı güzel bir sekilde sizler icin paylasıyoruz evet arkadaslar sizler bugünde bizim yazılarımızı okuyun ve okutun sizler icin cok emek veriyoliyor sizler icin tablet pc diyorki abdullah bin Mübârek (r.aleyh) vefâtı yaklaştığı zaman bütün malını fakirleie verdi. Hizmetinde bulunan bir talebesi dedi ki: “Efendim, mâlûmunuz üç çocuğunuz var. Onlara mîras bırakmayacak mısınız?” Buyurdu ki:Onları Allahü teâlâya emânet ediyorum, O, en iyi vekildir. Eğer çocuklarım, sâlih olursa, cenâb-ı Hak, onları hiç ummadıkları yerden rızıklandırır. Yok eğer, fâsık olurlarsa, malımın kötü insanlara kalmasını istemem.
Vefâtı ânında gözlerini açtı, güldü ve meâlen; Amel edenler, bu ebedi nimete kavuşmak için çcdışsınlar* (Sâffât sûresi: 61.) âyet-i kerîmesini okudu.
Abdullah bin Mübârek (r.aleyh) vefâtı esnâsında, âzâdlı kölesi olan Nasr’a; "Başımı toprağa koy” dedi. Naşı ağladı. “Niçin ağlıyorsun?" deyince; “Senin iki varlığını, servetini ve
şimdi de yoksul olarak ölümünü görüp ağlıyorum” dedi. İbn-i Mübârek; “Ağlama. Zîrâ ben, Allahü teâlâdan zenginler gibi yaşamamı ve yoksullar gib ölmemi istedim. Sonra sen, bana şehâ-deti telkîn et ve ben başka bir söz konuşmadıkça da onu tekrar etme” buyurdu.Hâlid bin Ma’dan’dan rivâyet ettiğ hadîs-i şerîfde, sevgili Peygamberimiz **Şehîdler, Allahhn emin kıldığt kimselerdir. İster öldürülsünler isterse yataklarında ölsünler* buyurdu.FudayI bin lyâd’ın oğlu Muhammec şöyle dedi; “Abdullah bin Mübârek’ rüyâmda gördüm. Ona; “En üstün ame nedir?" dedim. “İçinde bulunduğundur' buyurdu. “Hudud ooylannda beklemel ve cihâd mıdır?" dedim.Abdullah bin Mübârek, harpteki kahramanlıklarını gizler, kimsenin kendisini tanımasını istemezdi. Bir defâsında, harp sâhasında bir çok müslümanı şehîd eden ve kimsenin karşısına çıkamadığı azılı bir kâfiri katletti. Arkasından da beş kişiyi daha öldürdü. O, bu kahramanlığından dolayı tanınmak İstemeyip, kendini gizledi. Hattâ bana; kimseye söylememem için yemin verdirdi.
Abdullah bin Mübârek (r.aleyh) böyle bir gazâdan dönünce, Mekke-i mükerremede bulunan evliyâdan FudayI bin lyâd’a (r.aleyh) manzum bir mektup yazdı. Bu mektupta cihâdın faziletini bildirip, ibâdetle meşgul olan arkadaşına, mektubunda özetle şöyle demektedir:Ey Haremeyn'de ibâdet edip, göz yaşı döken! Bizi bir gör. Biz kanlarımızla boyanıyoruz. Akınlarda yorulan atlarımızın ayaklarından etrâfa saçılan tozlar, bize misk ü anber olurken, oradaki misk-ü anber kokuları sizin olsun derim. Peygamber efendimizden bize hiç yalanlanamayan doğru haber geldi: '*Allah yolunda savadan atların sıçrattığı tozlar, bir kişinin burnunda, Cehennem ateşinin dumanıyla birleşmez.** Allahü teâlâ da meâlen şöyle buyurdu. **Allah yolunda şehîd olanlara **ölülerdir** demeyiniz. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.FudayI bin lyâd (r.aleyh) mektubu gözyaşları içinde okudu. Sonra da; “Ebû Abdurrahmân doğru söylüyor ve bana nasîhat ediyor” buyurdu.Gazâ arkadaşı Muhammed bin Ayun şöyle anlatır: “Seferde bir gece, Abdullah bin Mübârek (r.aleyh) istirâhate çekilmişti. Ben de mızrağıma dayanmış oturuyordum. Benim uyuduğumu zannedip kalktı ve fecr vaktine kadar namaz _kıldı. Sonra beni namaza kaldırmağa
seriyyelerin (küçük askerî birliklerin) geliş-gidişlerini görünce, Ibn-i Mübârek şöyle buyurdu: “Bu güzel hâller ile Rab-bimizin huzuruna çıkacağız. Burada Cennet kapılarını açtık” buyurdu.Sehl Ali bin Abdullah Mervezî, Abdullah bin Mübârek’in derslerine devâm ederdi. Bir gün; "Artık senin dersine gelmeyeceğim. Çünkü, bugün gelirken, senin kızların dama çıkmış, beni çağırıyorlardı. Benim Sehl’im, benim Sehl’im diyorlardı. Bunların terbiyesini vermiyor musun? dedi. Abdullah bin Mübârek, o gece talebesini toplayıp; “Sehl’in cenâze namazına gidelim” dedi. Gidip, vefât etmiş buldular. "Vefâtmı nerden anladın?” dediklerinde; “Benim hiç câri-yem yok. O gördükleri Cennet hûrîleri idi. Onu Cennet’e çağırıyorlardı” dedi.Abdullah bin Mübârek buyurdular ki: Bir ateşperest ile çalışıyorduk. Namaz vakti gelince ondan, namaz kılarken bana zarar vermiyeceğine dâir söz aldım. Bunun üzerine namaz vaktinde rahatça bir namaz kıldım. Sonra ateşperest olan o şahsın ibâdet zamânı gelmişti. Şimdi sıra bende, ben ibâdet ederken, sen de zarar vermiyeceğine dâir söz ver deyince; rahatça ibâdetini yapabileceğini bildirdim.Fakat ateşperest, ateşe tapmak üzere secdeye varınca, hemen üzerine atıldım. Sözümde durmadım. Şöyle bir ses duydum: “Söz verdiğin zaman ahdini yerine getir!” Bunun üzerine, ona zarar vermeden geri çekildim. Sonra, ateşperest ibâdetini bitirdiğinde bana sordu: “Evvelâ hücûm ettin. Sonra niye vazgeçtin?...” "Ben, Allah’dan başkasına secde ettiğin zaman, dayanamadım, üzerine atıldım. Seni öldürmek istiyordum. Fakat tam o anda; “Söz verdiğin zaman, ahdini yerine getir” diyen bir ses, beni o teşebbüsten alıkoydu” dedim. Bunun üzerine ateşperest; “Rab, senin Rabbindirl Kendi dufmanı için, dostunu bile azarlıyor! İşte
O, her gün Allahü teâlânın huzû-çıkanlardandır" dedi’.’ levfel; “Abdullah bin Mübârek’i da gördüm ve; “Rabbin sana ne mele yaptı?” dedim. O da; “Beni firet etti” buyurdu. Süfyân-ı Sevrî’ye 'aptı?” dedim. “O. şehîdlerin içinde jek derecelerdedir” buyurdu.Vbdullah bin Mübârek (r.aleyh). b ve hikmet sâhibi idi. Hikmetli sözle-en bâzıları şunlardır;
Biz çok ilimden ziyâde az da olsa be muhtâcız.
Alimler edeb hakkında çok şeyler lediler. Bize göre edeb, insanın ken-i tanımasıdır.
Çalışman ve işlerini Allahü teâlâya iarlaman, tevekküle mâni değildir, vekkül ve tefviz hâli içinde kazanmak ıdettir.
Hastalanınca harcamak, vefâtında kefenini almak için insan, çalışmalı ve ' mikdar mala sâhib olmalıdır.
Çalışıp kazanma zahmeti çekmemiş ¦nsede hayır yoktur.
Buyurdu ki; “İlmin evveli niyettir. Dnra anlamaktır. Sonra yapmaktır, )nra muhâfazadır. sonra yaymaktır.
Nefsini bilen Rabbini bilir adîs-i şerîfinin sırrına eren, nefsini, Dkakta gördüğü köpekten aşağı bilir.” “Nice küçük amel, niyetle büyür, nice ¦üyük amel de niyetle küçülür.
Bana hıyânet edecek hiç bir şeyi kailime koymadım.
ölümden sonrası için ölmeden ince hazırlık yap.
Sükût, doğruluk, vakâr; kişi için en 3Üzel süstür.
Allahü teâlâdan korkan kimselerle berâber ol. Bid’at sâhipleriyle oturmaktan sakın!
Eğer gıybet etseydim: anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevâbla-rımın onlara verilmesi daha hayırlı olur.” Allah için ilme çok ehemmiyet verirdi. Buyurdu ki:
Müstehâbları yapmakta gevşek davranan. sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz.
Abdullah bin Mübârek (r.aleyh) biri--sine; “Allahü teâlâyı murâkabe et” dedi.
O kişi; “Bu nasıl olur” dedikte; “Allahü teâlâyı görür gibi ol” buyurdu.
İnsan nefs, şeytan, münâfık gibi üç düşmanla karşı karşıyadır ve bunlardan kurtulmak çok güçtür.
Sâlim bin Abdullah’ın naklettiğine göre, ilmin faydası hakkında da şöyle buyurdu:
Kim ilmi ararsa öğrenir. İlmi öğrenen, günah işlemekten korkar. Günahtan korkan ondan kaçar. Ondan kaçan ise kıyâmet günü hesaptan kurtulur.
Abdullah bin Mübârek (r.aleyh) çok cömerd olup, misâfiri çok sever, onsuz bir şey yemezdi. Sebebini sorduklarında; “Misâfirle yenen yemekden suâl olunmayacak. Bu sebepten misâfirle yemek yemeğe gayret ediyorum” buyururdu.
Onun ikrâmlarını gören yakınlan; “Mal azaldı. Şu misâfirleri biraz azaltsanız” dediklerinde; “Mal azaldıysa, ömür de azaldı” buyurdu.
Buyurdu kİ: “Şüpheli bir kuruşu geri vermeyi, binlerce lira sadaka dağıtmaktan daha fazla severim.
Din kardeşimin bir ihtiyâcını görmem, bir sene nâfile ibâdet etmemden daha önemlidir.
Abdullah bin Mübârek’e (r.aleyh); “Insanlann en alçağı kimdir?” diye sorulunca;
iKierı aegışıcı, aıaaııcıaır. una ma. Evin, mescidin olsun. Selâm n." Bunun üzerine Ebü’d-Derdâ da ^h) şu cevâbı yazdı; “Sana selâm n. Sonra ANahü teâlâdan korkmayı lyı): hastalanmadan önce sıhhatin, iıktan önce gençliğin, meşgûliyet-ınce boş vaktin, ölümden önce ın kıymetini bilmeni tavsiye ede-khıreti unutma. Orada Cennet ve ınem’den başka yer yoktur." lerleri: Abdullah bin Mübârek’in rh) eserleri çoktur. Bunlardan bâzı-unlardın 1- Kitâb-üz-Zühd ver-k, 2- Kltâb-ül Cihâd. "Keşf-üz-Tda bu ikisinin, onun ilk te’lif eserleri u zikredilmektedir. 3-Kitâb-ül Birr la, 4“ Müsned-i Abdullah, ıdullah bin Mübârek’in (r.aleyh) ül Cihâd” ındaki hadîs-i şerîfler-ftzıları şunlardır;
Muhakkak Allah yolunda î eden, namaz kılan, oruç ı; Allahü teâlâya karşı huşu II, rükû ve secde eden kimse ir.
Peygamberimiz buyurdular ki; a Cennet*e girenlerin ve ınem*e girenlerin ilk üçü arz û. Cennet*e giren ilk üç kişi; îd, 2-Rabbine ibâdeti güzel ı, efendisine de itâat eden bir 3-Ailesi çok olan, buna rağ-tötü iş ve sözden uzak duran slu bir adam. Cehennem*e ilk üçe gelince; 1 -Zâlim sul-f-Ma/ı olup, zekâtını verme-mgin, 3- Allahü teâlâya isyân fakir.
Kim ki, sadakayı güzelleştirir, helâlinden, gönlü coşarak, güler yüz, tatlı sözle verir ve vermekte acele ederse, Allahü teâlâ da onun vereselerini güzelleştirir, evlâdım âfetten muhâfaza eder.
Sadaka, yetmiş şerrin kapısını kapatır.
Abdestli olarcdı uyuyan kişinin rûhu arşa yükselir.
Allah her şeyden daha büyük, daha üstün ve daha nezîhdir. Yâni daha çoğunu da verir.
Din kardeşine eziyet verecek sert bakış ile bakmak, mü*mine helâl olmaz.
 Yüzüne karşı medhettiğin (din) kardeşinin boğazına, kızgın usturayı çekmiş gibi olursun.
Bir şey murâd ettiğin zaman, sonunu düşün. Dîne muvâfik ise hemen yap, uygun değilse, hemen vazgeç.
Resûl-i ekrem buyurdu ki; **Bir takım Kur*ân-ı kerîm okuyucular gelecek ki, okudukları Kur*ân, hançerelerinden aşağı geçmeyecektir. Onlar; **Biz Kur*ân-ı kerîmi okuyoruz, var mı bizim gibi okuyan? Var mı bizim gibi bilen?** diyeceklerdir. Onlar, Cehennem* in yakacaklarıdır.
Kul, işlediği günah sebebiyle CenneVe girer** buyurdu. “Bu nasıl olur?” diye soranlara: **Çünkü, işlediği günaha pişmân olur ve dâimâ ondan uzak kalmağa dikkat eder de bu sâyede CenneCe girer” diye cevap verdi.

1-İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild 2, sh. 97

2-Hilyet-ül-evli\â: cild-8, sh. 162

3-Tabakât ül Kübrâ (Şa’rûnt); cild i, sh. 59

4-Târih-i Bağdat; cild-10, sh. 153

5-Cûmiu-Kerâmât-il-evliyâ; cild-2, sh. 104

6-Tezkiret ül evliyâ; sh. 246
Künyesi Ebû Abdurrahmân’dır. Müslümanların gözbebeği hazret-i ömer-ül-Fârûk’un oğlu olup, annesi Zeyneb binti Maz'ûn-ı Cümeyhî’dir. Mekke-i mükerre-mede hicretten on dört (m. 608) sene önce doğup, aynı yerde 692 (H. 73) yılında vefât etti. Kabri, Muhasseb’dedir.
İlk îmâna gelenlerdendir. Babası İslâmiyet’le şereflenince, çocuk yaşta müslüman oldu. Medîne-i münevvereye hicret etti ve İslâm terbiyesiyle yetişti. Yaşı küçük olduğundan, Bedr ve Uhud gazâlarına götürülmedi. Bununla ilgili olarak kendisi; "Bedr harbinde; Resûlullah’ın huzûr-ı şerîflerine çıkmakla şereflendim. Fakat Resûlullah sal-lallahü aleyhi ve sellem, yaşım küçük olduğu için harbe katılmamı münâsib görmediler. O günün gecesi çok ağladım. Böyle ağlayarak geçirdiğim başka bir gece hatırlamıyorum” demiştir.
Abdullah bin Ömer, ilk önce Hendek gazâsmda bulundu. Bî’at-ı Rıdvân’da babasından önce bî’at ettiği rivâyet edilmektedir.
Mekke’nin fethi sırasında, Ibn-iömer yirmi beş yaşlarında bulunuyordu. Sür’ atli koşan bir atı vardı. Bu at üzerinde, elinde mızrağı olduğu hâlde çok heybetli idi. Resûlullah efendimiz onun bu hâlini görünce; Ahdullah! îşte Abdullah” buyurarak mücâhidliğini övdüler. Müslüman ordusu büyük bir ihtişamla Mekke’ye girdiği zaman, Resûl-i ekrem bir deve üzerinde olup, Ibn-i Ömer de yanında bulunuyordu. Mekke’nin fethinden sonra Abdullah bin Ömer, Huneyn muhârebesine katıldı. Büyük kahramanlıklar dösterdi. Orrin
nasîb oldu. Huneyn’den sonra Tâif muhâsarası oldu. Bu muhâsarada öncü kuvvetlerinden idi. Resûlullah’ın duâsı ile fetih nasîb oldu evet bugün sizler icin tablet pc yine bildiklerini sizlere sundu yarın kaldıgımız yerden devam edecegiz.




tablet pc, tablet pc price, kore tablet pc, tablet, tablet fiyatları,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder