seo calısması,ndan islam bilgileri4 bugün seo calısması sizin icin yazdı ve seo calısması diyorki Kardeşim! Allah adamlarının böyle toplanması ve bugün Ser-hendde nasîb olan Allah için toplanmalar, bütün dünyâ dolaşılsa, bu ni’metin yüzdebiri bulunmaz. Buradaki kazançlar ele geçmez. Siz, bu ni’meti, boşyere elden kaçırdınız. Çocuklar gibi, kıymetli cevherleri, cam parçaları ile ve cevizlerle değişdirdiniz. Fârisî mısra’ tercemesi:
Utanmalı, binlerle utanmalı!
Kardeşim! Bu fırsat, bir dahâ ele geçmez. Fırsat bulunsa da, böyle toplantılar bulunamaz. O zeman, bu ni’meti, nasıl ele geçirirsin? Elden kaçırılanı nerden bulabilirsin? Zararları, ne ile yerine koyabilirsin? Yanılıyorsunuz! Yanlış anlıyorsunuz. Tatlı, yağlı lokmalara gönül kapdırmayımz! Süslü, renkli elbiselere aldanmayınız! Bunlara düşkün olmanın sonu, dünyâda da, âhıretde de pişmân olmakdır, inlemekdir. Eşin, dostların gönüllerini yapmak için, kendini belâya sokmak ve âhıretin sonsuz azâblarma atılmak, aklı olanın yapacağı iş değildir. Allahü teâlâ, akl versin ve gafletden uyandırsın!
Kardeşim! Dünyânın vefasızlığı dillerde dolaşmakdadır. Dünyâya düşkün olanlann alçaklıkları, cimrilikleri herkesçe bilinmekde-dir. Kıymetli ömrünü, böyle fâidesiz, yalancı için elden kaçırana yazıklar olsun! Haberciye ancak haber vermek düşer. Vesselâm.
Bu mektûb, molla Tâhir-i Lâhorîye yazılmışdır. Şeyhlik makâmına lâzım olan va’z ve nasîhatlan bildirmekdedir:
Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçdiği kullarına selâm olsun! Kıymetli mektûbunuz geldi. Bizleri sevindirdi. Oradaki kardeşlerimizin zevklerini ve lezzet aldıklarını yazıyorsunuz. Çok sevindik. Kardeşim! Hak teâlânın size ihsân etdiği bu makâm için çok şükr ediniz! Halkı kendinizden soğutacak bir şey yapmamak için çok dikkat ediniz! Yoksa, büyük günâha girersiniz. İnsanları kendinden kaçırmak, melâmîlik yoludur ki, şeyhlik ve halkı irşâd ile ilişkileri yokdur. Hattâ, melâmîlik, şeyhlik makâmının tâm tersidir. Bu iki makâmı birbiri ile sakın karıştırmayınız! Şeyhlik makâmında iken melâmîlik yapmak istemeyiniz. Zulm etmiş olursunuz. Talebe yanında, temiz, iyi giyinmiş olunuz. Onlara çok sokulmayın, aralarına karışmayınız! Kendinizi küçültmüş olursunuz. Sizden istifâde edemezler. Her sözünüzün, her işinizin islâmiyyete uygun olmasına çok dikkat ediniz!
Elden geldiği kadar ruhsatlardan sakınınız! Ruhsatları yapmak, hem bu yolumuza uygun değildir. Hem de, sünnet-i seniyyeye yapışalım demeğe yakışmaz. Büyüklerden biri, (Ariflerin gösteriş yapması, mürîdlerin ihlâsından dahâ iyidir) buyurdu. Çünki, âriflerin iyi işlerini göstermeleri, talebeyi Allahü teâlâya çekmek ve onlara öğretmek içindir. Bunun için, mürîdlerin hâlis Allah için olan işlerinden dahâ fâideli ve dahâ sevâb olur. Talebe, âriflerin işlerini göre göre öğrenirler ve yaparlar. Arifler, amellerini, ibâdetlerini onlara göstermezlerse, öğrenemezler. Demek ki, ârifler talebeye göstermek ve öğretmek niyyeti ile yapdıkları için, bu gösterişleri, Allah rızâsı için olmakda-dır. Ya’nî ihlâs olmakdadır. Hattâ, ihlâsdan dahâ iyi olmakdadır. Çünki, ihlâsın fâidesi, kendinedir. Bu sözümüz yanlış anlaşılmasın. Ariflerin her işlerinin , her ibâdetlerinin talebeye gösteriş olmak için yapıldığı, ibâdet etmek, kendilerine lâzım değildir sanılmasın! Allahü teâlâ korusun! Böyle düşünmek zındıklık olur. İlhâd, ya’nî doğru yoldan ayrılmak olur. Ârifler de talebe gibi, ibâdet yapacakdır. Hiçbir kimse ibâdet yapmakdan kurtulamaz. Böyle olmakla berâber, âriflerin ibâdetlerinden talebenin fâidelenmesi de düşünülür. Bunun için, siz de, sözlerinize ve işlerinize çok dikkat ediniz! Çünki, bu zemanda çok kimse, tesavvuf yoluna girmek istiyor. Bu makama yakışmıyan birşey yapmakdan çok sakınınız! Câhillerin, büyüklere dil uzatmalarına sebeb olmayınız! Her işinizin islâmiyyete uygun olması için, Allahü teâlâya yalvarınız!
Başka tarîkatlerin büyüklerinin nisbetleri hâsıl olduğunu yazıyorsunuz. Bunun neden olduğunu, size uzun anlatmışdım. Bunlardan başka şeyler olduğunu sanmayınız! Sonra iyi olmaz. Dahâ yazmağa lüzum yok. Vesselâm.
Bu mektûb, mîr Muhammed Nu’mâna yazılmışdır. Tarîkati öğretmek, insanları yetişdirmek için lâzım olan birkaç şeyi bildirmekdedir.
Kıymetli seyyid kardeşimin mubârek mektubu geldi. Bizleri sevindirdi. Kardeşim! Size çok bildirdim ki, bu j^ol iki temel üzerine kurulmuşdur. Birincisi, islâmiyyete uymakdır. Öyle ki, islâmiyyetin bir edebini elden kaçırmağa, gönlü râzı olmamalıdır. İkincisi, tarîka-tin şeyhini sevmek ve ona öyle bağlanmakdır ki, onun her şeyini beğenecekdir. Onun her sözünü, her işini güzel görecekdir. Allahü teâlâ korusun.
Bu mektûb, şeyh \ ûsüf-i Berkîycya/ılmışdır. I i asıl olan ile doyma-yıp, daha yüksek şeyleri istemek lâ/ım olduğu hildirilmekdedir:
Allahü tcâlâya hamd olsun. Onun seçcliği kullarına selâm olsun! Mübarek hâllerinizden birkaçını meyân Bâbû bildirdi. Bunların neleri gösterdiğinin bildirilmesini istedi. Bunun için birkaç kelime yazıyorum. Yavrum! Böyle hâller, bu yolun başlangıcında bulunan acemilerde çok hâsıl olur. Bunların hiç kıymeti yokdur. Bunları yok etmek lâzım olur. Sona kavuşmağı göstermezler. Son nereile. kavuşmak nerede? Arabi beyt tercemesi:
Sevgiliye kavuşmak ele geçer mi acahâ? yüksek dağlar ve korkunç tehlükeler var arada.
Allahü teâlâ, bilinemez, anlaşılamaz. Cîörülebilen, anlaşılabilen, şühûd ve mükâşefe yolu ile belli olan hcrşey, o değildir. Allahü teâlâ, ötelerin ötesidir. Sakın, bu yolda ceviz gibi, cam parçaları gibi parlak görünen değersiz şeylere, çocuklar gibi aldanmayınız ve yolun sonuna kavu.şdum sanmayınız! Hâsıl olan hâlleri ve rü’yâları, câhil olan şeyhlere bildirmeyiniz! Onlar, anlamadıkları için, az birşeyi çok sanırlar. Başlangıcda olanları, sona kavuşmuş sayarlar. Hlverişli olan tâlib, böylece kendini sona ermiş sanır, çalışması gevşer. Olgun şeyh aramalıdır. Gönül hastalıklarının ilâcını ondan sormalıdır. Kâmil olan şeyhi buluncıya kadar, hâsıl olan hâlleri (l.â) derken yok etmelidir. (Lâ), yok demekdir. Sonra, hiçbirşeye benzemiyen, düşünülemi-yen Hak teâlânm varlığını düşünmelidir. Hâce Nakşibend-i Buhârî hazretleri buyurdu ki, (Görülen, bilinen, işitilen herşey, O değildir. (Lâ) derken, bunların hepsini yok etmelidir!). Hâsıl olan .şeylerin hepsini yok ediniz! Hak teâlâ, verâların verâsı, ötelerin ötesidir. (İllallah) derken, hiçbirşey düşünmemelidir. Bu yolun büyükleri böyle yaparlardı. Doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustataya «aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmât» uyanlara selâm olsun!
Bu mektûh, mîr Muhammed Nu’mâna yazılmışdır. Yüksek sesle zikrin hid'at olması sehehi açıklanmakdadır:
Allahü teâlâya hamd ederiz. Onun sevgili Peygamberine ve Âline ve Eshâbına salât ve selâm ederiz! Birinci mektûb, hernekadar.
sıkıntılı idi ise de, İkincisi yumuşak ve uygun yazılmış idi ve çalışdığı-nızı bildiriyordu.
Sevgili Kardeşim! Mîr Sa’deddîn yola çıkarken mektûb istedi, O günlerde, gönlümde darlık vardı. Aklım başımda değildi. Birşey yazamadım. Mevlânâ yâr Muhammed Cedide, yazmasını söylemişdim. Aklım başımda olmadığı o zemanda, eğer uygunsuz bir kelime yazılmış ise, kusura bakmayınız. Bununla berâber, az birşey sizi incitme-melidir. İşinizi karışdırmamalıdır. Allahü teâlâ göstermesin aramızda hiçbir kırıklık yokdur. Kırılmış, üzülmüş olarak birşey yazılmış değildir. Nasihat olarak bir şey yazılmış ise, sevinmek lâzım gelir. İkinci mektubunuza çok sevindik. Her işde ateşli olmalıdır. Soğukluk ve gevşeklik düşmanlara olsun!
Süâl: Husul ile vüsûl arasındaki fark nedir?
Cevâb: Kardeşim! Husulde uzaklık vardır. Vüsûl ise, çok güc-dür, Ankâ kuşunu, kendimize göre bir şekl vererek düşünürsek, hâfızamızda Ankâ hâsıl oldu denebilir. Fekat, Ankâya vâsıl olunma-mışdır. Çünki, birşeyin zilli, ya’nî ikinci bir mertebede görünmesi, hâsıl olmasına mâni’ olmaz. Fekat, vâsıl olmak için, zilden kurtulmak lâzımdır.
Süâl: Peygamberlerin «aleyhimüssalevâtü vetteslîmât» mebde-i te’ayyünleri olan ismler, Evliyânın da, mebde-i te’ayyünleri midirler? Böyle ise, aralarındaki fark nedir?
Cevâb: Peygamberlerin «aleyhimüssalevâtü vetteslîmât», mebde-i te’ayyünleri, Allahü teâlânm ismlerinin bütünüdür. Evliyâ-nın mebde-i te’ayyünleri ise, bu ismlerin parçalarıdır. Bu parçalar, o bütünlerin altındadır. Parçalarıdır demek, yalnız bir bakımdan düşü-nülmekdedir demekdir. Meselâ, bütün irâde ile, yalnız birşeyi irâde gibidir. Evliyâ, Peygamberlere «aleyhimüssalevâtü vetteslîmât» uymakla yükselebildikleri için, o bir bakımı, ortadan kaldırarak, bütüne kavuşabilirler. Bu ayrılığı, birkaç mektûbumda açıklamışdım. Düşününce hâtırlarsınız.
Süâl: Yüksek sesle zikr bid’at olduğu için yasak ediliyor. Hâlbuki, böyle zikr etmek tatlı oluyor, insan bırakmak istemiyor. Cübbe, kuşak, don ve pantalon ve birçok başka şeyler de, Resûlulla-hın «sallallahü aleyhi ve selicm» zemanında yokdu. Onları niçin yasak etmiyorlar?
Cevâb: Yavrum! Resûlullahm «sallallahü aleyhi ve sellem» kullandığı şeyler, yapdığı işler, iki dürlü idi: Biri ibâdet olarak yapdığı işler idi. İkincisi, âdet olarak yapdıkları idi. İbâdet olarak yapdığı işlerin tersi, (Bid’at) olur. Böyle uygunsuz işleri ya.sak ederiz. Bunlar.
Sîbeveyhin ortaya koyduğu nahv bilgisidir. Sonra gelenler, bu özü genişletmiş, süslemişlerdir. Şeyh Alâüddevle «kuddise sirruh» buyurdu ki, (Vâsıtalar çoğaldıkça, yol dahâ kısalır ve düzgün olur). Böyle, yolu temizlemek, süslemek şeklinde olan yenilikler ve bilgiler, birkaç kimsenin böyle hayâller kurmasına yol açmış. İyi incelenirse! bütün bunların kendiliğinden olduğu, yorularak, uğraşarak yapılmadığı görülür. Bu fakirin mektûblanna ve risâlelerine bakacak olursanız, bu yolun, Eshâb-ı kirâmın «aleyhimürrıdvân» yolu olduğu anlatılmakdadır. Bu nisbetin, her nisbetden dahâ üstün olduğu göste-rilmekdedir. Bu yol ve bu yolun büyükleri, öyle övülmekdedir ki, bu büyüklerin yetişdirdiklerinden hiçkimse, bunun yüzde birini bilesöy-lememişdir. Bundan başka, bu fakir, hergiin ve geceleri, her hareketimde ve sözlerimde, bu yolun edeblerini ve enirlerini titizlikle gözetmekdeyim. Kıl kadar ayrılığa ve yeniliğe göz yumulmamakda-dır. Ne kadar şaşılır ki, bütün bu iyi taraflar görülmemekdedir. Eğer, üzüntülü bir günde, dostlardan birine biraz sert söylenmiş ise, bu göze çarpmışdır. Şuna dahâ çok şaşılır ki, siz de böyle boş sözlere inanmakdasınız. İşitir işitmez râhatınız kaçıyor. İyi gözle bakmak lâzım ise bu iyi gözlülük, yalnız, böyle söyliyenler için midir? Bize hüsn-i zan olunmaz mı? Sözün kısası şudur ki, dedi-kodu sözlere inanılacak, dostluk bunlara göre olacaksa, söz taşıyanların ellerinden kurtuluş olamaz. Bunun için de sağlam dostluk kurulamaz. Dedikodulara kulak vermeyiniz ve geçmişleri unutunuz! Böylece dostluk yıkılmasın, eski sıkıntılar aradan kalksın!
Büyük hocamızın çocuklarının yetişdirilme, okuma çağları geldi ve geçmek üzeredir, diyorsunuz ve kıymetli vasıyyetlerini hatırlatıyorsunuz. Kıymetli efendim! Başımızın tâcı olan çocuklarına hizmetçilik etmekle şereflenmek, biz hizmetçileri için büyük se’âdetdir. Ne yazık ki, bildiğiniz engellerden dolayı, görünen hizmetleri yapmakla şereflenemiyoruz. Yüksek vasıyyetin vaktini bekliyoruz. Engellerin ortadan kalkdığını ve dedi-kodu yollarının kapandığını anlarsanız, hemen işâret buyurunuz. Oraya gelip, birkaç gün orada bu hizmetimizi yapmağa çalışalım. İyi düşünülürse bu işde hemen vasıyyet emrini yerine getirmek için gelmeğe çalışacağız. Yoksa, zâhirlerini ve bâtınlarını sizin terbiye etmeniz, onlar için bulunmaz bir kazancdır. Başkasının yardımı lâzım değildir. Mevlânâ Abdüllatîfden işitdiği-mize göre, çocukların okutulmasını yctişdirilmesini meyân Muham-med Kiline kendi üzerine almış, siz de bunu uygun görmüşsünüz. Bunu işitince, .şaşırdık. O, bilmiyerek, birşeylcr düşünebilir, f'ekai siz bunu nasıl uygun buldunuz? Muhammed Kılınan üzücü hâllerinin, başka yere de
dinde reform, değişiklik olur ki, buna hiç izn yokdur. Bir şehrin, bulunduğu memleketin âdetine uyarak yapdığı işlerin tersine, bu işlerin aksine olan şeyler bid’at olmaz. Bunları yasak etmeyiz. Böyle işlerin dinle ilgisi yokdur. Âdet olunca yapılır, âdet olmazsa yapılmazlar. Din ve ibâdet olarak yapılmazlar. Çünki, her memleketin âdetleri başkadır. Birbirlerine uymaz. Bir memleketin âdetleri bile, zemanla değişir. Böyle olmakla berâber, âdetlerde de sünnete uymak fâideli olur. Se’âdetlere yol açar. Allahü teâlâ bizi ve sizi. Peygamberlerin efendisinin yolunda bulundursun «aleyhi ve aleyhim ve alâ tâbi’i küllin minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ». Ve.sselâm.seo calısması sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder