seo fiyatları,ndan islam bilgileri9 bugğn seo fiyatları sizlere sunuyor ve seo fiyatları cok calısıyor ve sizin icin elinden gelen geyreti gösdteriyor seo fiyatları herzaman oldugu gibi diyorki Bu mektûb, molla Şemseddine yazılmışdır. Gençliğin kıymetini bilmek, bunu boş yere geçirmemek lâzım olduğu bildirilmekded.
Fakirleri seven mevlânâ Şemseddîn! Allahü teâlâ sizi yükseltsin! Gençlik zemanının kıymetini biliniz! Bunu, oyun ile, fâidesiz şeylerle geçirmeyiniz! Ceviz ve kozalak gibi fâidesiz şeyler arkasında gençliğini tüketenler, sonunda pişmân olurlar, âh ederler. Fekat, böyle yapmakla ellerine birşey geçmez. Hâllerinizi bildiriniz! Beş vakt nemâzı cemâ’at ile kılınız! Halâl, harâm olan şeyleri iyi öğreniniz! Bunlan birbirine kanşdırmayınız! Kıyâmetde azâblardan kurtulabilmek, ancak islâmiyyetin sâhibine uymakla olur «aleyhi ve alâ âlihissa-levâtü vetteslîmât». Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyâlıklara aldanmamalıdır. Allahü teâlâ iyi işler yapmağı kolaylaş-dırsın! Amîn.
Bu mektûb, bildirmekdedir:
hâfız Mahmûda yazılmışdır. Seyr ve sülûkü
Allahü teâlâ, yüksek derecelerde sonsuz ilerlemek nasîb eylesin! İnsanların efendisi ve mi’râc gecesi, Rabbinden ayrılmayan gözlerin sâhibi hâtın için, düâmızı kabûl buyursun! Âmîn. Fârisî mısra’ tercemesi:
Her ne olursa olsun, sevgiliden anlatmak dahâ tatlı!
(Seyr), hareket demekdir. (Sülük), ilerlemek demekdir. İkisi de ilmin, bilginin ilerlemesidir. Madde hareketi değildir. (Seyr-i ilallah) demek, aşağı bilgilerden, yüksek bilgilere ilerlemek, ilmde durmadan yükselmekdir. Böylece, mahlûklara âid herşey bilindikden sonra, Allahü teâlânın ilmine kadar varılır. Bu bilgiler başlayınca, mahlûklara aid bilgilerin hepsi unutulur. Bu hâle (Fenâ) denir. (Seyr-i fîllah) demek, Allahü teâlânın ismleri, sıfatları, şü’ûn ve i’tibârâtı ve takdî-sâtı ve tenzîhâtı mertebelerinde ilmin ilerlemesi demekdir. Böylece anlatılamıyan, işâretle bildirilemiyen ve ism verilemiyen birşeye ben-zetilemiyen, kimsenin bilemediği, anlıyamadığı mertebeye varılır. Bu seyre (Bekâ) denir. Üçüncü seyre, (Seyr-i anillah-i billah) denir. Bu da, ilmin hareketidir. Yüksek bilgilerden aşağı bilgilere inilir. Böylece, mahlûklan bilnveğe kadar inilir.
YÜZKIRKINCI MEKTÛB
Bu mektûb, Muhammed Ma’sûm-i Kâbilîye yaz«Jmışdır. Sevenlerin sıkıntılara, üzüntülere dayanmaları lâzım geldiği bıldırılmekdedır.Fakirleri seven kardeşim! Kalbinde sevgi taşıyanların sıkıntı ve üzüntü çekmeleri lâzımdır. Dervişliği seçenlerin dertlere sıkıntılara alışması lâzımdır. Fârisî beyt tercemesi:
Seni sevmek, dert ve gam tatmak içindir.Yoksa, râhat etdirecek şeyler çokdur.Sevgili, sevenin çok üzülmesini isler. Böylece, kendinden başkasından büsbütün soğumasını, kesilmesini bekler. Sevenin fuhatlığı râhatsızlıkdadır. Âşıka en lallı gelen şey, sevgi ı için Sükûnet bulması çırpmmakdadır. Rahatı, yaralı olnıakdadır Bu yolda Slirâhal aramak, kendini sıkıntıya a.makdır^ Bütün varlığıfıı sevgiliye vermek, ondan gelen herşeyi seve a.
eksfsini, kaşları çalmadan almak lâzımdır. Aşk içinde yaşamak böyle Z Elinizden geldiği kadar böyle olunuz! Yoksa gev^khk has, olur Sizin çalışmanız iyi idi. Bunun daha artmasını beklerken, azalı «rdl. Fekaî üzülmeyiniz. Eğer, kendiniz, bu. Sızı bu dağınıklığa sürükleyen şeylerin, toparlanmanıza da sebeb olacaklarını biliniz! Boylece, çalışmanız artar. Vesselâm.
Bu mektûb, molla Mubammed Kılıca yazılmışdır. Bu işin temeli Muhabbet ve ihlâs olduğu bildırilmekdedir.
Hak teâlâ, peygamberlerin efendisi hürmetine «aleyhi ve alâ âlıhı ve aleyhimüssalevâtü vetteslimât.. size ilerlemek ıhsan nizin hâllerinden arasıra birşey yazmıyorsunuz kı, bilelim. Ondan da yazınız ki, uzakdan ilgilenmemize sebeb olur. Bu işin temeli, sevmek ve sıkı bağlanmakdır. Bir ilerleme anlaşdmıyoı^a, üzülmemclidir. Kalbiniz bağlı oldukça, senelerin kazancı bir sa atd ihsân edilebilir. Vesselâm.
Bundan sonra, dördüncü seyr başlar. Buna (Seyr-i esyâ) denir. Birinci seyrde unutulmuş olan, eşyânın bütün bilgileri, şimdi yavaş yavaş ele geçer. Bu dördüncü seyr, birinci seyrin tersidir. Üçüncü seyr de, ikinci seyrin karşılığıdır.
Çünki, (Vilayet), Fena ve Bekâ demekdir. Üçüncü ve dördüncü seyrler da vet makamını elde etmek içindir. Da’vet makâmı. Peygamberlere mahsusdur «salevatullahı teâlâ ve teslîmâtühü alâ cemrıhim umû-merı ve alâ efdalihim husûsan». O Peygamberlerin hepsine ve ayrıca en üstünlen olana, Allahü teâlânın afv ve selâmları olsun! Peygamberlerin izinde bulunanların en üstünlerine de bu makâmdan bir pay ayınr ar Yûsüf sûresi, yüzsekizinci [108] âyetinde (Ey sevgili Peygam-^rım; Onlara de kı benim yolum budur. Sizi gafletden uyandırarak, Allahu tealaya çağınyonım. Ben ve benim izimde bulunanlar çagıncı-yız) bunu göstermekdedir.
İşte tesavvuf yolunun başı ve sonu bunlardır. Bunları, tâlibleri sâliklerin kıymetlerini bildirmek için yazıyorum. Allahü yolda olanlara ve Muhammed Mustafânın «aleyhi ve alâ alıhıssalevâtü vetteslimât» izinde gidenlere selâmet, iyi yolculuk versin!
Allahü teâlâ, bizi ve sizi islâmiyyetin caddesinde bulundursun «ala sahıbıhesselatu vesselâmü vettehıyye»! Bu düâya âmîn*diyeri kuluna merhamet eylesin! Tarıka-ı Nakjibendiyye büyükleri «kaddesallahü teala esrarehum» bu yolculuğa Alem-i emrden başlamağı seçmişler-^ ilerlerken Alem-ı halk da birlikde geçilmekdedir. Başka tarıkatlerın büyüklen böyle yapmamışdır. Onların yolculuğu, Âlem-i halkdan başlamakdadır. Alem-i halk yolculuğunu bitirdikden sonra, Alem-ı emr yolculuğuna başlarlar ve cezbe makâmına kavuşurlar, unun için, Nakşıbendiyye yolu, yolların en kısası olmuşdur. Başka
Bu mektûb, hâce Muhammed Eşref-i Kâbilîye yazılmışdır. Ayrılmak, kavuşmakdan öncemidir, değilmidir, bildirmekdedir:
Hak teâlâ, Peygamberlerin efendisi hürmetine «aleyhi ve alâ alihi ve aleyhimüssalevatü vetteshmat» sizi yüksek derecelere kavuş-dursun! Tarikat büyüklerinden birçoğu «kaddesallahü teâlâ esrâre-hüm>> (Ayrılmak, kavuşmakdan önce olur) dedi. Bu büyüklerden başkaları da, (Kavuşmak ayrılmakdan öncedir) dedi. Bir üçüncüsü ise, birşey diyemedi. Ebû Sa’îd-i Harrâz«kaddesallahüsirreh»(Ayrılmadıkça, kavuşamazsın ve kavuşmadıkça, ayrılamazsın. Hangisi dahâ öncedir, bilemiyorum) dedi. Bu satırları yazana göre, aypImak ve kavuşmak, birlikde olmakdadır. Birbirinden ayrılmaları câiz değildir. Ayrılmaksızın kavuşmak olmaz. Böyle olmakla berâber, bilinmi-yen birşey varsa, kendisi önce olan hangisidir ve hangisi hangisine sebeb olmakdadır? Şeyh-ul-islâm-ı Hırevî «kuddise sirruh» İkincisini seçmekdedir ve (Onun önce olması dahâ iyidir) demişdir. Evet öyledir. Fekat, ayrılmak öncedir diyenler de, kavuşmanın önce olmasına karşı değildirler. Bunların kavuşmak demeleri, tâm zuhurdur. Bu mutlak zuhurun önce olmasına aykırı değildir. Mutlak zuhur, ayrıl-makdan önce olur. Tâm zuhûr da ayrılmakdan sonra olur. Bu anlaşılınca, sözlerin başkalığı, yalnız kelimelerde kalır. Birincisini .söyliyenlerin görüşü dahâ keskindir. Az olan şeye kıymet vermemişlerdir. Bu açıklama, zeman bakımından önce olmayı da göstermekde-iy* anlamalıdır. Herşeyin doğrusunu bildiren, Allahü teâlâdır. Her ne olursa olsun, ayrılmağa ve kavuşmağa mazhar olmalıdır. Çünki, bu iki mertebeye varılmadıkça. Vilâyet mertebesi hâsıl olmaz. Birinci mertebeye (Seyr-i ilallah) ile varılır. İkinci mertebeye (Seyr-i filiah) ile varılır. Bu iki seyr temâm olunca, vilâyet mertebesine ve^ kemâle kavuşulur. Herkesin kavuşduğu dereceler başkadır. Tekmil ve da’vet derecesine kavuşmak için, başka iki seyr dahâ vardır.
Bu mektûb, molla Sâdık-ı Kâbiliyye yazılmışdır. Kendini kavuşmuş sanan, bir şey elde edemez. Büyüklerin rûhlanndan fâidelenmeğe aldan-mamalıdır. Onlar, kendi şeyhinin latîfeleridir:
İki mektûbunuz arka arkaya çeldi. Birinci mektûb, kavuşduğu-nuzu, doyduğunuzu bildiriyordu. İkincisi, susuzluğunuzu, boşluğunuzu anlatıyordu. Allahü teâlâya hanıd olsun! Çünki her işin sonuna bakılır. Kendini doymuş .sanan, birşeye kavuşmamışdır. Kendini boş, uzak sanan, kavuşmuş demekdir. Size arka arkaya bildirmi.şdim ki, büyüklerin ruhlarının zahir olmasına, onların yardım etmelerine, sakın aldanmamalıdır. O büyüklerin suretleri, kendi şeyhinizin latîfeleridir. O şekllerde görünmekdedir. Tek bir yere bağlanmak şartdır. Çeşidli yerlere bağlanan, birşey kazanamaz, zarar eder. Size çok söylemişdin ki, sona çabuk kavuşmak için, işe, vazifeye sıkı sarılmalıdır. Lâzım olan şeyleri bırakarak, lüzûmsuz şeylerle uğraşmak, akla uygun değildir. Fekat siz, kendi görüşünüze uyuyorsunuz. Söz dinlemiyorsunuz. Siz bilirsiniz! Habercinin vazifesi ancak bildirmekdir.
Bu mektûb, yine molla Sâdık-ı Kâbilîye yazılmışdır. Allahü teâlâ herşeyi sebeble yaratmakda ise de, belli bir sebebe bağlanmak lâzım olmadığı bildirilmekdedir:
Kardeşim molla Muhammed Sâdık! Bütün varlığınızla sebeb-lere bağlandığınıza şaşılır. Sebebleri yaratan «teâlâ ve tekaddes», herşeyi sebeblerle yaratmakda ise de, herşey için belli bir sebebe yapışmak doğru değildir. Mısra’ tercemesi:
Bir kapı kapanırsa, üzülme ey gönül, başkası açılır!
Bu kısa görüşlülük, çok uygunsuz kimselerde bulunur. Sizin gibilerde bu hâli görmek pek çirkindir. Biraz kendinize geliniz! Bu kötülüğün derecesini anlayınız! Hem dervîş olmak, hem de Allahü teâlânın sevmediği şeylerin peşinde koşmak, çok çirkin bir işdir. Bu çirkinliğin, sizin gözünüze güzel görünmesine pek şaşılır. Çok lâzım olan şeyleri, sıkıntıyı giderecek kadar elde etmek için çalışmalıdır. Bütün vaktleri oraya vermek ve bütün ömrü onun arkasında geçirmek, tâm bir ahmakhkdır. Fırsatın kıymetini biliniz! Bu fırsatı, sonu gelmez, lüzûmsuz şeyleri elde etmek için kaçıranlara binlerle yazıklar.seo fiyatları sizin icin sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder