Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- reklam panosu fiyatlari
- Cep Telefonu Modelleri
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Seo Fiyatlari
- Seo Çalişması
- Spot İphone
- Spot Samsung
- Spot Telefon
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefonlar
- replika telefonlar ve google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- samsung iphone cep telefonu kelimeleri
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Cep Telefonu Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
replika telefonlardan tarih bilgisi2
replika telefonlardan tarih bilgisi2 bakalım replika telefonlar ve replika telefon ne hazılamıs bu yazıları hazılarken çok emek verddiler ve sizinde okumanız icin replika telefonlar diyorki
böyle yaşlanmış ve hükümleriyle maiyet ve tebaasını hayli kızdırmış vaki gözükmüyor. Aksine Arap, Bulgar ve Bizans (Kırım) cephelerinde
ilerleme kaydetmiş, en azmdan gerilememiş ve Hazar kimliğinin pekiş^ yardıma olmuş yöneticilerle muhatap gibiyiz. Bu geleneğin başı olarak
ğında halkı kızdıracak şeyler yapmış birini bulmamız gerekiyor. Öncelj^ ileri yaşta bir kağan lazım. Kağan Yusuf, Obadye'den sonraki kağanlaıdaj
yet muteber ve muhterem kimseler olarak bahsediyor. Yani mükerrer defa ^ lanmış kağanm öldürülmesiru hatıra getirir bir bilgi yok. Ama bu durum tarihinin derinliklerinden gelen eski bir Türk uygulaması olarak kağanm boy,,, boğumlanarak tahta çıkartılmaması ve fırsattan istifade bir tedbü olarak onu^ 40 yıl şartınm konması uygulamasının her tahta çıkış merasiminde tekrarlamm. ması anlamma gelmez.
Musevîlikten dönen veya hiç girmeyen Bagatur Kağan, bu işin nanuediofa. bilir. 80 yaşma yaklaştığı halde güzelliğini duyduğu Gürcü prensese göz koy ması, pahab bir sefer yaptırması, zor bir bölgede büyük başarı elde ederek kak yi ele geçiren ve prenses ile ağabeyini esir alan kahraman komutaıu Bulcan'ıaıf kızm cesedini getirmedi diye vahşice öldürtmesi*^ ve bilmediğimiz başka sebepler ona muhalefeti iyice alazlamış olmalıdır. Onun baskıcı döneminde Bulan çağım mumla arayan Yahudi kitlenin de bu muhalefette önlerde yer aldığım düşünebiliriz.
Artık Bulan Kağan'm hangi şartlarda Musevîliği kabul ettiği üzerindeBb yürütebiliriz. Yusuf'un Musevîleşmeyi Erdebil saldırısından önceye koyanla^-dınm Mervan'm 737 seferiyle gündemden düştüğünü belirtmiştik. Mervanf^ sevî bir hükümdarı Müslüman olmaya zorlasaydı herhalde kaynaklarda yansımasını bulurduk. Aym şekilde, Çiçek Hatun'un Bizans sarayına
£f(jebil saldırısından sonradır ve 730 öncesindeki bir geçişi ilga eder ^ ifasındaki ortam geçişe müsait gözüküyor. Kağanm Müslümanlığı kabu-olması beklenemezdi, zaten Mervan da bıınu ummuş gö2:ükmu> ı^^oUn barışı bekitmekti. Halife olduğu 744 senesine kadar Azerbaycan / Qİ(ju^ halde, onu 73Tden sonra bir daha Hazarlarla çekişirken gormuyo-kağanın sözde de olsa İslam'ı kabulü, "Kenize Mektubu''nda açıkça üzere çoktan devletin üst mertebelerine yerleşen Yahudüeri ve de yoğunlaşmış oldukları Kınm-Kuban sahasmdan gelişmeleri izleyen jj^ınlan
Oınler münazarasıyla ilgili kaynaklarımız nispeten boldur. Bunun gerçekli-jjif öncelikle her iki Hazar mektubunda da merkezdeki hadise olarak anlatıl-jinşaret eder. Fakat birini Yusuf un, diğerini ise en üst seviyeden bir devlet jgifvlismin yazdığı bu iki mektubun arasmda önemsiz sayılamayacak bazı iıyjjır bulunmaktadır. Yusuf un hikâyesine göre rüyasmda Bulan'a görünen bir (dek onun iyi bir insan olduğunu, ama inancınm doğru olmadığım söyleyerek ı^eder. Bulan Musevî inancım kabul eder ama halka anlatmaktan korkar. Me-jtkten ülkedeki ikinci adam olan beye de görünmesini ister. Melek aynı şekilde da görünür'^. Böylece kağan ve büyük bey aynı rüyayı görünce insanlar, iBi saray ehli bunda bir iş olduğu düşüncesiyle yeni inana kabul ederler. Bun-sonra meleğin emriyle Erdebil'e saldırırlar ve büyük ganimetle dönüp, gamet mallanm büyük bir mabet yapmakta kullanırlar. Ancak haber başkentle-Rulaçır ve Müslüman ve Hıristiyanlar, yani halife ve imparator Bulan'ı kendi islerine çevirebilmek için bilge adamlarım gönderirler. Gerçekleşen tartışma üpnm istediği biçimde, Yahudilerin zaferiyle sonuçlanır ve Müslüman ve Hı-»byan bilgeler salimen memleketlerine gönderilirler’
"Kenize Mektubu" na göre ise, belirttiğinüz gibi, bir Yahudi savaşta kahra-•tnlık gösterir ve âdetin gerektirdiği üzere başkomutan olarak ataıur. Sünnetli dışında hayatmda Yahudilikten iz yoktur.
yınpederi onu uyarırlar. O da tövbe edip Yahudi atalannın dini oUr\u ğc sıkıca bağlanır Onun yüksek bir mevkide olması Müslüman ve başkentlerini rahatsız eder ve hakaretler gehren elçilerle tepkilerim Bunun üzenne Yahudi komutan meselenin konuşularak çözülmesûu zar'ın ilen gelenleri de diğer dinlerden temsilcilerin çağnlmasmı ve pılmasını uygun görürler. Tartışmada, aynen Yusufun hikâyesııuieç^j bı, Müslüman ve Hıristiyanlarm birbiriyle ihtilafmdan faydalanan Yahuj^^ tun çıkarlar ve kendilerini desteklemek için hazır bekleyen ve Tizu] ma*. da gizli duran kitapları haber veren Hazar beyleri de bunu tasdik ederl^ı?^
Eğer gerçek ise, Bulan'm gördüğü rüyayı kendi inana doğrultusım^j^ rumlayan ve onu Musevîliğe ikna eden Yahudi asıllı büyük bey ve başkoıw I nın rolü, isimsiz mektupta başrol haline geliyor. Farkları atarsak, bu iki den elimizde kalan en ortak sonuç, devlet kademelerinde yükselmiş Yıhu(jj^ rin kağaıu kendi diıüerine iknalan olarak gözüküyor. Kağanm ve yönetıdkuij^ menin bir sebeple böyle bir şeye dünden hazır oldukları da gözden kaçmıyor Aynı şeyi, yaıü kağanm kararını çoktan vermiş olarak âlimleri tartıştırttığigjj çeğirü, bu tartışmanm sadece haberlerini değil, kendince ayrıntılı bir içerip dj veren Yehuda Halevi'nin "Hazar Kitabı"nda da okuyoruz. Bu kitap aslında bj inanç savunmasıdır ve ağır felsefi bir dille diğer inançlara karşı Yahudi dinim savunur. Yazılma amacı da yazarın kendi ifadesiyle budur’’^. Kitap boyuna ka-ğanm konumu bellidir; hahamm yarandadır. Sadece tartışmaya nezaret ve bş. kanlık eder. Halevi'deki içeriğin Yusuf'un mektubımdakine benzediğini gorih yoruz; mektup Endülüs'e yazıldığına göre bunu tabu karşılamalıyız.
Mesûdrnin geçişin ayrıntılarmdan bahsettiğini söylediği metinleri bize ulaşmadığmdan, nasıl bir açıklama getirdiğini bilmiyoruz ama belirttiğimiz gibi, büyük ihtimalle BekrTde onun kayıtlarım okuyoruz. Ona göre, tartışmada Musevî âlim Hıristiyan olana baskm çıkmış, ama Müslüman fakihi yenemeyea^ ğiru gördüğünde gizlice zehirleyip öldürmüş. Onun tartışmaya gelmemesi« yenılgmin kabulü olarak yorumlanmış ve kağan Musevî'nin söylediklerim b-bul ederek onun dinine girmiş’^*. Burada bir İslâmî yorum belli, ama bunuib da Yahudilerin bir tezgâhı olarak görmektense, saflarmı çoktan belirlemiş Hızarların bir tercihi olarak yorumlamak daha yerinde olabilir. Çokça söyleı# üzere, İslam'a geçiş halifeye, Hıristiyanlığa geçiş imparatora bağlanmak ^
Karatay, "Hazarlann Muaevileçmesine Dair Bir Belge", s. 5-8.
Judah Hallevi, Book of Kuzmri, $. 31.
Kunık ve Rozen, izontiya al-Bekri, Arap. s. 44, Rus. s. 61; Pritsak, "Hazar Hakanlığmuı Geçişi", a. 31.
jjfdu ve her ikisiyle de mücadele eden, tabii olarak da bağımsızlıkla-isteyen Hazarlar Ula da din değiştireceklerse, Museviliği daha uy-olabilirler. Öte yandan, Musevî olduklan takdirde Müslüman ve t düşmanlık devam etse bUe, onları din değiştirmeye zorlamaya-
^gısıni de almış olmalıydılar.
^ ıJa kaynaktaki münazara bahsinde tarihJemeyi 740 dvanna yapabilıyo-j^den bir tarih çıkartmak zor ama eğer o Mesûdfye, Mesûdî de Ha-^ -elen birincil el haberlere dayanıyorsa, kademeli geçiş aynntısına hiç olarak doğrudan Bulan zamamndaki vakayı nakletmiş olabilir. Öte
bu ilk münazara Ue bu dinin Hazar'da yerleşmediğini bUerek ve yeni ^ '^İmak" vurgusunu yaparak Harun Reşit dönemine işaret etmiş gözü-^ Boylece iki kademeli geçişin tarihen de ipuçları var gözüküyor. Mer-barışı koruduğu sürece Bulan'a dokunmaması, onun da Musevîliğe geç-^(iıhıMervan'ı kışkırtacak şeküde devlet dini yapmaktan kaçınması, belki de jıç ılın etmeyerek kendi yönettiği ülkede kendi dinini gizlemesi tahnün ettiği-davranışlardır. Nitekim Halevi'deki bir haber, kağan ve büyük beyin inan-opzlıce yaydıklarım söylemektedir'’^.
Musevîlik Hazarda hiçbir zaman yaygm bir din haline gelmedi ve geniş kit-^ benimsenmedi. Sadece ülkeyi yöneten seçkinlere münhasır gözüküyor. İl erken tarifleri yapan İbn Rüsteh'e göre sadece yöneticüer Musevî olup, hal-tagen kalanı 'Türklerin dinine benzer bir dindendir"'^. Hatta hanedandan bili Musevî olmayanlar vardı. Örneğin İstahrî'nin birinci el bir haberine göre, ka-pRİık için kendisinden daha uygım birinin olmamasına rağmen, hanedandan kr genç Müslüman olduğu için kağan olamıyordu'^. Yine İstahrî'den, îbn Hav-Wdâivldrisrden vs. aldığımız Musevîleşmenin iyice oturduğu dönemden ge-lahıbcrler, Musevî Hazarlarm putperestler gibi yaşadığım, idarelerinin Yahu-k Müslüman ve Hıristiy anlara ay kın olduğunu söyler'*. Yakut'a göre sayılan l-OOO kadar olup ülkedeki en küçük dini cemaati oluştururlar'*'.
Son bir kaynak daha vardır ki, tarihi kesindir ve bu üçünden tam 120 yü ®ynlır. 860 senesinde yola çıkan ve kışı Kırım'da İbranice öğrenerek geçi
ren Bizans'ın ünlü misyoneri (Zuckerman'a göre casus)’” Konstantin^ 861 bahannda Hazar'dadır. Onun kağam Hıristiyanlığa daveti Müsi ^ Yahudilenn müdahalesiyle bir münazara ile sonuçlanır. Eğer galip ^ ğan Hıristiyanlığı kabul edecektir. Beklendiği şekilde, Konstantmos kaj^^ ki bilgisiz kimseleri kolayca yener ve tartışmanm galibi olarak çıkar. hükümdarı vaftiz olmaz ve mütevazı bir üslupla kendilerinin cahil olupo^ lamadıklannı söyleyip büyük ihtiramla memleketine gönderir’”. Asimde ^ çoktan Musevî bir ortama gidişini akla getiren sebepler var. Öncelikle yujr^ geçtiği gibi Kırım'da İbranice öğrenmesi. Kiril Hazar ülkesine vanhğınd]|^ karşılayan bUgin kimseyle tartışır ama tartışma doğuyu kutsal sayan pı^ Turklerin değil, sadece ehl-i kitap âlmüerinin bileceği bir konu olarak, Hz sa'dan önce kaç kuşak geçtiği üzerinedir’*^.
Hazar paralan bulunana kadar en güvenilir kaynak Konstantinos'un % yat"ı kabul ediliyordu ama artık bu tarih gündemden düşmüş ve onunment belerine daha kuşkucu yaklaşmak için sebepler artmıştır. Konstantinos Kiril yj kardeşi Methodius'un dini görünümlü faaliyetlerinin ardmdaki siyasi emefe uzun zamandır bilim adamlarım meşgul ediyor. Bizans'ın Hıristiyanlığı önemli diplomatik ve siyasi alet olarak kullanması iyi biliniyor, ama burada ku-zeyle ilgili acil bazı gelişmelere çözüm arandığı gözüküyor’”. Hazarlarm K). nm'daki çabalan dışında kuzeyde 200 yıla yakın süren istikrar SSCyiarclaikiye. ni oyuncunun dâhil olmasıyla karmaşıklaşmaya başlamıştır: Ruslar ve Macar lar. Kiril zamanma gelmeden önce 830'lardaki gelişmeleri iyi tetkik etmeliyiz
Ruslarm Ortaya Çıkışı
Macarlar hakkmda en doğru bilgileri verdiğine inanılan İbn Rüsteh zamanda Hazarlar Macarlardan ve etraflanndaki diğer komşulardan korunmak için onlarla aralarına hendek kazmışlardır"
Zuckermaıv ^TUzarUrdA ikili Yönetimin Kökeni'', s. 484.
Zuckernuuv 'nazarUrm Musevîliğe Geçiş Tarihi Üzerine", s. 78; Butler, "The Representıtiûnıi Oral Culturc in thc Vita ComtantinV", s. 372.
Butler, "The Representation of Oral Culture in the Vita Constantini”, s. 367. Konstantiıvos'u ^ eden kimselerin doğuyu kutsal sayan tek-Tann iıumcmdaki adamlar olması bizi japıtmamai* ^ kanda geçtiği üzere, bir sonraki asırda yazılan İslam eserlerinde bile Hazarlar Musevi ınınc®^ ama 'putperest yaşayışında tanımlanırlar. Bütün Hazarlar Museviliği kabul etmediği pbi' rin bu dini tam uyguladıklan gibi bir beklenti de yanlış olacaktır. Konstantinos Kiril ve Methodius'un Hazar elçilikleriyle ilgili yenilerde hazulanan bir tez ilgili tartışmaltn içcir tos, Mıuum and Canversion in the Uxxs of Constantine-Cyrill and Methodıus, s. 19-57.
Bu eserin içeriği ve önemini en iyi Dvomik çalışmıştır. Özl. bkz.
Şeşen, İslam Coğrafyaları, s. 38.
HazAriar • 375
P vlacarlann Hazarlarla ilişkilerini birinci elden dirüeyen Konstanti> /^^yrogenitus hiçbir şekilde bir Macar-Hazar geçunsizliğıne işaret etmez ^^ylaarlan Peçcnek baskısı yüzünden Hazar yörüngesinden aynldıkla-kadar bu devletin bir tabu olarak gösterir^*^. Ögıli bölümde goa-başka kaynaklar da Macarlann EX>n Nehri'nin batısındaki bölge-uzun kolu olarak davrandığmı hikâye ediyor. Öte yandan, meca-^ anlamı yoksa hendek ancak kale çevresmde düşünülebilir,
^jjann rahat geçildiği bir ortamda savunma araa olarak hendeği baş-edemeyiz. Böyle bir kale ise Macar yurdu yönünde ancak un-getiriyor.
Don Nehri'nin doğu sahilinde yer almakta olup, bugün esas kısmı jjjın altındadır. Rostov bölgesindeki Tsimiyankiy rayonunda bulunur. ÎJÎj uraft* olduğundan batıdaki düşmanlarla arasmda zaten deniz büyükJü-Don Nehri vardır. Gerçekten de etrafına hendek kazılmış gözüküyor. Jgltfntk ılgi^ haberleri Bizans kaynaklarmdan ayrıntılı ahyoruz. Buna göre Bi-^ imparatoru Theophilos (829-842) zamanmda Hazar kağanı ve beyi elçi jjudenp Oo*' Nehri üzerinde bir kale yapılmasmda yardım talep ederler. Muh-jyıu günlerde Rusların Amasra'yı basmasma kızanBizanslIlar da ge-jj^ieustalan gönderip Şarkel'i yaparlar'®’. Kalenin yapımmm 838 yılında ger-belirtilir'’”. Fakat mevkü bulan ve kazı çalışmalarını yapan Artamo-gjr^un işaret ettiği üzere, Şarkel'in tam karşısmda başka bir kale vardı. Can kay-lıv-uksek bir saldında yanmış ve yıkılmıştır. (Dnün yıkılma ve Şarkel'in yapılma ahhlen uyuşur.
Batıdaki Hazar hâkimiyetinin Bulgarlarm peşinden Bucak bölgesine kadar aandığı tahmin edilse de, bunun fiili gerçekliğini teyit edecek veri bulunmu-Kf Bugünkü Ukrayna arazisinin uzun süre, VHI. yüzyü boyunca tamamen ara if devletsiz bölge olarak kaldığım tahmin edebiliriz. Bu rahat ortamda da İsveç-Ikibilcler yavaş yavaş bölgeyi tanımışlardır. Buralarda askeri bir varlık sergiledikleri kuşkusuz. Nitekim daha erken değilse BSC^larda artık Karadeniz'in güderine de geçmişler, Rus adım taşıyan kuzeyli kabileden İstanbul'a heyet gelmiştir. Lâkin 838 senesi itibariyle bunlar Dnyeper veya başka bir yol üzerinden moüeketlerine dönme imkânım kaybettiler ve Franklara giden bir elçilik heye
hne takılarak, batıdan dolaştılar. Frank yıllıklarındaki habere göre, Bızaj^j ratoru geçişlerine ricaa olsa da. Franklar kuşkulanıp bunlan sorgulamış ^ İlcilerinin ismi lıcagan' olan bu İsveçlilerin kendi düşmanlan olduğunu go,^ lerdir*^. Elçilerin akıbetini bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, daha sonra Vareng^ la da büinecek olan bu isveçlilerin uzun süre Hazar ile ilişki ve etkileşime^ lunduklandır, ta ki kendi reislerine takliden Hcagan' desinler. Böyle d irme ise husumete ve meydan okumaya işaret ederDnyeper yolunun kapatıldığı günlerde Macarlann (Ungri) Tuna boyUf^ askeri harekâtta olmalan düşündürücü'’^. Macarlardan bu sefer vesilesiyle cümlede Ungri isminin yamnda Türk' ve Tiun' isimleriyle de bahsedilmesi,|n halkın isimlendirilmesinin oturmamışhğma ve açık bir Türk' kullanımına ettiği gibi, siyasi bir ittifakı imliyor da olabilir. Yani gelenler Ungri/Onogurıdı. m taşıyan halktı ama daha büyük bir birliğin mensubu ve görevlileri olarak Bil. kanlara ulaşmışlardı. Bu ise Macarlarm o günlerde bağh olduklan Hazar Devi^ ti'nden başkası olamaz.
Öte yandan, Rus yıUıklanna bakılırsa IX. yüzyıl ortasında Hazar hâkİInıv^ ti Dnyeper boylarını, Kiev çevresi de dâhil olmak üzere kapsıyordu. Ruslar Saltık Havzası ve Oka Nehri boylanndaki Fin ve Slav kabilelerine vergi koyarken, Hazarlar bugünkü Ukrayna'ya tekabül eden sahadaki Slav kabilelerini haraca bağlamışlardı'’^. Yıllıklar d aıki ifade, yeni bir dalga Rus'un Orta Dnyeper boyt nna geldiklerinde buradaki kabileleri haraçgüzar halde bulduklan şeklindedir öbür türlü Hazarların yeni geldiğine dair bir ifade yoktur.
EX)layısıyla, 838 dvarmdaki hadiseyi şöyle özetleyebiliriz:'* Uzunca birıih redir ırmak yollarım kullanarak gelen ve kendilerini tüccar olarak sunan, m fırsat bulduklarında da yağma yapan İsveçliler artık Hazarlan ve bağlı halklar iyice rahatsız etmeye başlaymca, geçimsizlik baş gösterir. Kuzeyliler bunun üzt rine işi ciddiye ahp, İbn Hurdadbih'in o günler için naklettiği Dnyeper-Kârad^ niz-Azak-Don yolu'’* üzerinden kayıklardan oluşan büyük bir ırmak donanma-replika telefonlar sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder