replika telefonlar ve islam bilgilerim78 sizlere bugün de replika telefonlar diyorki gelirlerinin yol ve köprüye harcanabileceği görüşünde olan az sayıda da bazı fakıhler de vardır ki Enes b. Mâlik (r.)''"*. Hasarı ebBasrf^^ ue Ata’>76^ lardandır. Fahruddîn er-Râzî (Ö.606 h)’nin de aynı görüşü paylaştığı Ona göre “fî-sebîlillah” kavramını yalnız muhariplere tahsis etmek gerekm^ F. Râzî, Kaffâl’in tefsirinden verdiği nakillerde isim vermeden bcizı fakıhlerin bu fasıldan, zekâtın kale ve mescit yapımı gibi bütün hayır işlerine sarfım, c gördüklerini kaydeder^’^ ki burada da yol ve köprüye kale ve mescidin de dği edildiği görülür. Aslında yol, köprü, kale bunlar askerî hareketler için de çok rekli şeylerdir. Osmanhlar döneminde Masörif-i Ber^tilmâl adlı bir risale ya^n^ olan Dede b. Yahşî (yahut Bahşî) zengin olmayan ilim adamlarının, araştırm lan için lâzım olan eserleri satın alabilmeleri için, onlara zekâttan verileceğ söyler ve o, bazılarının “/f-sebî/i//âh”i İlmî araştırma yapanlara yorumladıkla) kaydederim®.
Son olarak bu hususta genelde konulara geniş boyutlar kazandırma İlminde olan M. Hamidullah (Ö.2003) hocanın açıklamasına da yer vermen onun farklı bir yaklaşımını gösterme açısından uygun olur; “fî-sebîlillâh kavrat İslâmın her \;oIdan ve her çeşit savunma ve hasrının sağlanması i§ vefiilleı işaret eder. Dul kadınlar ve iletimler lehine ödemelerde bulunmaı^ı. okul! ve okullulara icardım ı/apmayı, hastahânelere, câmilere tahsisat aynlmosını bir ordunun âlet ve edevat ile teçhizatını v.s. masraflarını, karşılamadı, ülke müdâfaası için bir takım askerî sâbit tesisler kurma masraflanna katılmayı harcamaları, içine alır'’^'^^. Onun bu görüşü yukarıda zikri geçen az sayıdak kıh ve müfessirin görüşüne uygun düşer ise de yetim ve dullann buraya edilmesi, bu gibiler yoksullar faslından yardım görecekleri için burada yer mazlar.
174Ebû 'Ubeyd, 568, ra. 1821
175Ebû Ubeyd, 568, ra. 1821; İbn Kudâme, VI, 420
176İbn Kudâme, VI, 420
177er-Râzî, Mefâtîhu’l- Gayb, IV, 476
178Dede b. Yahşî, v. 8/a, 13Aj vd.; (Bu şahsın kimlik ve ehliyeti hakkında bir bilgiye sahip de>
179İslâm Pe^ıgamberi, II, 978, ra. 1647
ZEKATIN TUM AYRINTILI SARF YERLERİ
cFaslın genel değerlendirilmesi ve Zekât hazînesiyle Devlet hazînesi arasında gelir nakli ilişkilerinin durumu:
Görüldüğü gibi neredeyse icma derecesinde büyük bir çoğunluk müslü-man tebaadan toplanan zekâtların ister Devlet ister şâhıslar eliyle olsun Tevbe sûresi 60. âyette gösterilen fertlere hizmet olarak değil de mülk olarak intikal ettirilmesi hususunda görüş birliği içindedirler ve bunda ısrarlıdırlar. Buna mukabil onlar, Devlet hizmetlerinin, amme masraflarının ve her çeşit yatırım giderlerinin diğer devlet gelirlerinden karşılanacağını savunurlar. Bu çeşit gelirlerin yeterli olmadığı durumlarda kamu hizmetlerinin karşılanması zor veya imkânsız hale gelebilir. Bu durumda ff-Sebîlillâh kavramını en geniş mânasiyle tefsir etmekten veya bir hazînenin gelirleri yeterli olmadığında diğerinden ödenek aktarmasına müsaade etmekten başka çare keılmayabilir. Nitekim ilerde ayrıntısıyla temas edileceği gibi Hanefi ve Hanbelîler bu noktada devlete, ödenek aktarmayı yâni bir gelir çeşidiyle karşılanması gereken masrafları, zaruri hallerde diğer gelir çeşidiyle karşılama izin ve selâhiyetini vermişlerdir, ancak Hanefîler bu şekilde zekâttan genel hâzineye aktarma yapıldığında bunu zekât hazînesine geri ödenmesi gereken bir borç sayarlar. Şâfiîler ise borç dahi olsa Zekâttan genel hâzineye aktarma yapılmasına karşı çıkarlar.
Temlik, mâlikiyet ve tüzel kişilik konulan günümüzde özelikle de bazı yönleri itibariyle yeni anlayış ve içtihatlara muhtaç görünüyor. Hayra yönelik tüzel kişilerin yoksul duruma düşmeleri, doğudan hakiki şahıslara kıyas yapılabilir mi? Tüzel kişiler doğrudan mâlik sayılabiliyorsa onlara zekât verilebilir mi? Bunlar tartışılabilir. Ancak günümüzde, Beytülmalin tüzel kişiliğini ileri sürerek yola çıkanlar burada, zor durumda olsa bile fakıhlerin bu devlet hâzinesine zekât verilmesini tecviz etmediklerini, Hanefîler in de bu durumda ona zekât hazînesinden ancak borç verilebileceği görüşünde olduklarını unutmamalıdırlar. Yukarıda verdiğimiz yol, köprü gibi diğer istisnaî görüşler de ‘'fİ-Sebilillah'’a, dil olarak o kendi geniş anlamını kazandırmaktan uzak kalmışlardır. Eğer bir kurum doğrudan yoksullara yardım götürmeyi amaçlamışsa -ki buna onları tüm aslî ihtiyaçlarına ve bu çerçevede mesken sahibi yapmak da dahildir- zekât hazînesi misali, doğrudan ona zekât verilebilir. Burada esas mesele, yoksula yardımı değil de diğer türden hayrî hizmetleri hedeflemiş bir kuruma ve daha doğrusu bu alanlara zekâtın harcanıp harcanamıyacağında toplanır. Yoksul, temel gereksi-
sıraJamasına uygun düşmez.
Zekât kendi binalarını yapabilir, kendi memurlarına maaş verir,
diğer hayri yapılara, oralarda çalışanların ücretlerine harcamak uygur.
Böyle bir kapı açılırsa zekât kurumu ve dolayısıyla ondan faydalanacak yoksul kesim bundan çok zarar görecektir. Özellikle yurt dışında İslâmî tamti tebliğ faaliyeti olarak teşkilatlanmalara ve bunun için gerekli yapılar gelince kanaatim o ki «fi-sebillilah» faslından ilke olarak bu yerlere harcarriğ pılabilir. Fakat yine de bu giderlerin öncelikle diğer kaynaklardan karşıları^ daha uygun olur.
G- İBNÜ’S-SEBÎL: YOLCULAR, FASLIN GELİR KAYNAKLARi YOLCULAR İÇİN KONAKLAMA TESİSLERİ
1- Seyahat Ve Yolcular İçin Ayrılan Paylar, Hz. Peygambet Sonrasında Yapılan Tahsisler
a. Yolculara/seyahata yardim ve desteğe olan ihtiyaç:
Burada önce şunu hatırlatalım ki biz başka bir bölümde "Yoicuhm safir edilip ağırlanması” diye bir başlık açmıştık ki burada konunun o b( üzerinde durulmayacaktır. Kur’ân-ı Kerîm’de insanları seyahate çağıranı âyet vardır; Rızık aramak^®® için dünyayı dolaşmaya davet eden âyetlı tutun da eski harabeleri inceleyip geçmiş milletlerin hangi sebeplerle yıkıl Ve akıbetlerinin nasıl olduğunu öğrenmeğe^®^ Ve nihayet Yüce Allah’ın, maya nasıl başladığını, yâni yaratılanları araştırmak için^®^ yeryüzünde se etmeğe davet eden âyetler vardır. İlim öğrenme, araştırma yapma Vei gayelerle seyahat edenler olduğu gibi, akraba ziyaretleri için yola çıkanla lenmek Ve eğlenmek için gezenler, mecburî göç yapanlar Ve aldığı menf
180Mülk, 67/15
181Rûm, 30/42
182Ankebût, 29/20
icabı gezip dolaşanlar, görev yerine gidip gelenler vardır. Yolculuk insanların başına bcizan hiç beklenmedik işler açar Ve böylece evdeki hesap çarşıya uymaz. Diğer yönden bilhassa konaklama tesislerinin bulunmadığı kırsal kesimlerde bölge sâkinlerinin misafirperverliği olmadan seyahati sürdürmek Ve bu bölgelerde resmî görevi devam ettirmek çok zor olur. Hz. Peı/gamber (s.a)’in çağından tutun da yakın zamanlara kadar, yolda imkânsızlıklar için düşmüş olanlara eğer devlet yardımı ulaştırılmasaydı, onlar yolculuklarına devam edemez veya telef olup giderlerdi. Bu durumda resmî görevler yapılamaz, kişilere Ve milletlere sayısız menfaatlar sağlayan seyahatler, çok az sayıda maceracının başvurduğu bir iş olmaktan öteye geçemezdi. Hatta günümüz yolculuklarında bile yoğun seyr-u sefer akışı içerisinde sıhhatlarına Ve hayatlarına varıncaya kadar her şeylerini kaybeden insanlar çoktur. Bunlara yardım elinin uzatılması hem insanlığın Ve hem de devletin görevidir.
b. Yolcuya yardım ve tahsislerin ortaya çıkışı ve gelir kaynaklan:
Kur’an da yolcuya, yol oğlu mânasına gelen “ibnu's-sebîl” ifadesiyle değinilmekte ve daha Mekke döneminde nazil olan sûrelerde yolculara haklarının ödenmesi emredilmektedir^®^. Medenî sûrelerde ise aynı emir ve istek tekrarlanır^®^ ve bu arada zekât gelirlerinin yanı sıra hicri 2. yılda nazil olup harp ve ganimet hukukunu düzenleyen Enfâl sûresi 41. âyetinde ganimet humusu (1/5) den yolculara da pay ayrılır ve h. 4. yılda gelip Fey’ gelirlerinin sarf yerlerini düzenleyen Haşr sûresinde de gene onlar ihmâl edilmezler^®®. Zekât gelirlerinin sarf yerlerini düzenleyen en son ayette de gene onlar yerlerini alırlar. Böylece yolcular fakirler gibi, sadece zekâttan değil her türlü gelir çeşidinden faydalan dınlmış olmaktadırlar. Âyetlerde yolcular- fakirler İkilisi, açık ve seçik olaral her çeşit gelirin değişmez sarf yerlerini meydana getirmişlerdir. Bu da Islâmıı İçtimaî (toplumcul) güvenliğin yanı sıra ulaşım hizmetlerine ne derece öne verdiğini gösterir. Biz heyetlerin ağırlanması, merkez dışında bilhassa kırsal \ simde müslümanların misafir edilmesi ve konaklama tesislerinin yapımı hus' larını farklı bölüm “Yolcuların misafir edilip ağırlanması” başlığı altında ele ı burada konuyu sadece gelirlerin sarfı açısından
replika telefonlar yazdı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder