replika telefonlar ve islam bilgilerim89

 replika telefon

replika telefonlar ve islam bilgilerim89 sizlere yine replika telefonlar yazılarını yazdı ve replika telefonlar diyorki eden arabulucu İslâm Devletleri, bu tekeffül ettikleri zarar ve ziyanları zekât gelirlerinden ödeyebilirler ki yukarda verdiğimiz Kabîsa (r.) hadîsi de bunun bir delili olmaktadır. Burada elbet, aile, boy/aşîret ve topluluklar arzısı çatışmalara da bu şekilde arabuluculuk yapılabilecektir.
Mâliki mezhebinde önemli yeri bulunan el-Bâcf (Ö.494 h)’ye göre, bir kimse borcu yüzünden kendisini geçindirecek kadar bir gelir getiren malını satmak durumunda kalırsa, onun malını satmaması için borçları zekât gelirlerinden ödenir. Bâcî’ye göre mal satın alımlarından doğan borçlar ise bu gelirlerden ödenmez’^.
Bir kısımları da ölü borçlarının zekât gelirlerinden ödenemeyeceği görüşündedirler ki bunlar Hanefî ve Hanbelî mezheplerine mensup fakıhlerdir^^^. Biz Resûlüllah zamanında, önceleri ödenmezken, daha sonra bu türlü borçların da devlet hazînesinden ödendiğini görmekteyiz'^ ancak bunları onun hangi gelir çeşidinden ödediğini bilemiyoruz.
F- Fî-SEBÎLİLLAH: ALLAH YOLUNDA FASLI Ve BUNUN DOĞRUDAN HAYIR KURUMLARINA YÖNLENDİRİLMESİ Ve GÜNCEL MESELELERİ
Medine döneminde gelen “fî-sebîlillah” ifâdesi bazı âyetlerde kayıtsız ve
genel zikredildiği halde, bazılarında “cihâd” tâbirine bağlı olarak zikredilmiştir.
“Allah {^olunda mal ve canla cihâd” emirlerinin harp masraflarını karşılamayı ve
her çeşit harp silâh ve vâsıtalarının temini gayesiyle yapılacak harcameıları ifâde
ettiği açıktır. Cihada temas edilmeden genel olarak, Allah yolunda harcamayı
emreden âyetlerden ise sâdece böyle bir mânayı çıkarmak zordur. Çünkü; cihat
da dâhil olmak üzere yüce Allah’ın rızâsına uygun ve O’nun tarafından istenen
her türlü iş O’nun yoludur. Böylece incelemesini yaptığımız Tevbe sûresi 60.
âyetteki “fî-Sebîlilah ” kavramını her türlü hayır işlerini, iyi ve güzel şeyleri ve
bilfiil tebliğin kendisini de kapsayacak şekilde geniş olarak tefsir etmek müm-^
radan destek görmesi söz konusu olacaktır. Kanaatımca İslâmî temel ve doğrudan tebliğ içeren kitapların bu yazım ve terceme faaliyetler yeizar ve mütercimlerin ücretleri dahil, bu fasıldan onlar için birzarurettir. İslâm gibi hükümranlık gayesiyle değil ve fakat sırf kendir, dünya insanlığına duyurup kabul ettirmek için cihâdı, Devletin asli vazife^ arasında sayan bir dînin, devlet gelirlerinden bir kısmını bu sahaya ayıraç^,, muhakkaktır. İslâm cemiyetinin dış saldırı ve tehlikelere karşı korunması şeyden önce gelen bir veızifedir. Bunun için Hz. Peı^gamber (s.a) duğunda meydana getirdiği kurucu anayasaya;
“(Bir harp vukuunda) Yahudilerin masrafları kendi üzerlerine ve m j j/urr ^. rın masrafları kendi üzerlerinedir. Bu sahıfed!metinde gösterilen k:rr-.. harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında
şeklinde bir madde koymuştur. Onun zamanında bir harp vuku bulursa gerekli âlet ve eızığını kendisi tedârik ederdi. Fakir olanlar ise devlet tara: . teçhiz ediliyordu veya zekât mükellefi olan mü’minler zekâtianm bu . vererek onları da teçhizat ve azık edinme imkânlarına kavuşturuyorlarc C v sonra ise bilhassa Hz. Ömer (r.) zamanından itibaren daimi ve maaş. . meydana getirildi.
a. Fakthlerln “fi-sebîUUah” kavrarm anlaytşt: İslâm hu u-büyük bir çoğunlukla, açıklamasını yaptığımız âyette geçen. /î-Seb: .n t lah ı^olunda” ifâdesini dar mânada tefsir edip onu. Harbe kaî'lma ımki-vâsıtalarından mahrum kişilerin, gerekli teçhizat almaları ve azık masratiâ.r karşılamaları için onlara yapılacak ödemeleri gösterdiği yönünde anlamakad: 1ar. İmam Mahammed hâriç Flanefîlerin görvışleri böyle olduğu gibi v $â/i! İmam Mâlik^^ ve Hanbelİler'uY^''’ görüşleri de. küçük ayrıntılar bir yana hı bu merkezdedir. İmam Şâfi'i ve Mâlik’e göre , harbe katılacak kimse zengin da
161İbn Hişâm. II. 149; Ebû Ubeyd. 217. ra. 518; M, Hamıdullah, el Vesaik 45, İslâm Peygarr.be' 204. ra 558
162Şâfi’i. el-Umm. 11, 62. 64
164Bâ, II. 154; Yûsuf el-Kardavi. II. 638
165F^nrâ , 117, İbn Kudâmc, VI. 435
olsa, bu fasıldan ona zekât ödenir. Ebû Hanîfe\e göre ise böylelerine zekâttan harcama yapılamaz'^*. Gerek Şâfi’î mezhebinden Mâuerdî ve gerek Hanbeli olan Ferrâ’ya göre bu fasıldan ancak, askerî dîvândan maaş almayıp gönüllü harbe katılan (; mutatauui’a) lara harcama yapılır'^’. Hanbelîlerden el-Hıraki (Ö.334 h) gibi fakıhler “/î-Sebî/i//âh” faslından hac sırasında ihtiyaç içine düşmüş kimselere de yardım yapılacağını söylerken’^, hanefilerden İmam Muhammedi, bununla sâdece böyle durumda olan hacıların kastedildiğini savunur’®^ ki elbet bu çok dar bir anlayış olmaktadır.
b. Bu Fasıldan doğrudan hayra ve kuramlarına zekât verme ve temlik şartı:
Zekâtta temlik'i yâni verileni kişinin mülkiyetine intikal ettirmeyi şart koşan fakıhler; bu gelirlerin yol ve ulaşım tesislerine, ibadethane ve mekteplerin yapımına, sulama kanal ve tesislerine ve kaleler yapımına harcanamayacağı görüşündedirler. Bilhassa Hanefî ve Hanbelîler bunu eserlerinde özellikle belirtirler^’®. İmam Mâlik de zekât gelirleriyle cami yapılamayacağını söylüyor ki”* bundan onun da görüşünün aynı yönde olduğu anlaşılıyor. Ancak Ebû Yûsuf Harâc adlı eserinde kendi görüşü olarak bu fasıldan; vergi memurlarının maaş-lan ödenmiş olmak şartıyla, yol yapım ve ıslahına harcama yapılacağını, yazar*’^ ki bu, diğer hanefî kaynakların onun görüşü hakkında verdikleri malumata ters düşmektedir. Hanefîlerden Kâsânî (Ö.587 h) fî-sebîlillâh kavramını; “Allah’a yaklaştıran bütün işler, hayırlar” diye genel bir tanımlama yaptıktan sonra, hayır yaptıran kimselere paraları yetmediğinde bu fasıldan yardım yapılacağını, söyleyerek o bu tanımını daraltıp yine kişiye temliki esas alır*’®. Daha açık söylersek o, söz konusu kavram için genel bir tanımlama yapmasının ardından bizzat hayrı veya hayır kurumunu, temlike elverişli görmeyip yukarda sayılan işlere, doğrudan harcama veya kurumlara verme yerine, bu işleri yapanlara zekât ver-
166Bâcî, II, 154; Şâfı’f ve Hanbelîler için ayrıca bak. Kâsânî, II, 46
167Mâverdî, 34-35; Ferrâ’, 23-24; Şâfi’î ve Hanbelîler için bak. Yûsuf el-Kardavî, II, 641-642
168İbn Kudâme, VI, 435
169Serahsî, III, 10; Mergînânî, I, 110
170Hanefîler için bak. Semerkandî, I, 475; Kâsânî, II, 39; İbn Âbidîn, II, 85; el-Cezîri, I, 622; Hanbelîler için bak. İbn Kudâme, II, 667
171bak. Sahnûn, II, 59-60 i 72 Harâc, 87..replika telefonlar sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder