replika telefon,ndan islam bilgisi89

replika telefon


replika telefon,ndan islam bilgisi89 sizin icin replika telefon gece gündüz calısıyor sizinde bildiginiz gibi  replika telefon düzenli olarak sizlere hizmet veriyor ve elimizden gelen gayreti gösteriyoruz replika telefon diyorki Bu sözleri incelersek, bunların hazret-i îsâ tarafından söylenen sözler, ya’nî Peygamber sözleri olduğunu görürüz. O hâlde Incîlde Allahın sözleri ile Peygamberlerin sözleri birbirine karışmış bulunmakdadır. (Hâlbuki müslimânlar Allahın sözleri ile Peygamberin sözlerini birbirinden ayırmışlar ve Peygamberlerinin sözlerini (Hadis) adı altında ayrı kitâblarda toplamışlardır.)
Buradaki^ sözlerin bir kısmı hazret-i îsânın havârîleri tarafından, hazreti îsâ hakkında kaydedilmiş vak’alardan, bir kısmı bâzı kimselerin sözlerinden, bir kısmı ba’zı târihçilerin rivâyetle-rinden, bir kısmı ise, kimin tarafından ve niçin söylendiği belli ol-mıyan söylentilerden ibaretdir. Bir misâl verelim:
Uzakda yapraklı bir incir ağacı gördü. Belki onda birşey bulurum diye geldi. Yanına varınca üzerinde yapraklardan başka birşey bulamadı.)
Burada bir kimse, diğer bir kimseden bahsediyor. Anlatanın kim olduğu belli değildir. Ancak incir ağacının yanına giden kimsenin hazret-i Isâ olduğu düşünülebilir.Bugün elde bulunan Incîllerin büyük bir kısmında, böyle kim tarafından söylenildiği bilinmeyen, fekat muhakkak insan sözü olduğu anlaşılan sözler vardır. Bunları Allah sözü olarak kabûl etmek imkânı yokdur.
Şimdi lütfen elimizi kalbimizin üzerine koyarak iyice bir düşünelim: İçinde bir kısm Allah sözü, bir kısm Peygamber sözü, fekat büyük bir kısmı insanların dürlü dürlü rivayetleri bulunan bir kitâb (Allah Sözü) olarak kabûl edilebilir mi? Hele (insan rivayeti) olan kısmında dürlü dürlü yanlışlar bulunması, aynı husûsu anla-Bugün dünyâda Allahın varlığına inanan üç din vardır: Yehû-di, Hıristiyan ve İslâm dinleri. Dünyâda ortalama 900 milyon Hıristiyan, 600 milyon müslimân ve 15 milyon yehûdi bulunduğu, 1979 senesi milletlerarası istatistiklerinde yazılıdır. Geriye kalan insanlar [2 milyardan fazla] ya Allah mefhûmunu bilmeyen Buda, Hindu, Brahman ve benzeri dinlere bağlı bulunmakda veyâ putlara, ateşe, güneşe tapmakda, yahud hiç bir dîni kabul etmemek-dedir. Son günlerde. Amerikan neşriyyâtında, müslimânların 600 milyon değil, 900 milyon olduğu ileri sürülmüşdür. Nihâyet Komada bulunan CESİ [Centro Editoriale Studi Islamici = İslâm Araşdırmaları ve Neşriyyâtı Merkezijnin 1980 yılında yayınladığına göre, bugün dünyada:
Asyada 592,3 Milyon Afrikada 245,5 Milyon Avrupada 21 Milyon Amerika ve Ksmadada 6 Milyon Avustralyada 0,5 Milyon
üzere 865,3 milyon müslüman bulunmakdadır. Nüfûsunun •7o 50 sinden fazlası müslimân olan devletlerin sayısı ise 57 yi bul-makdadır. 21. yüzyıla girmek üzere bulunduğumuz bugünlerde, insanların içinde hâlâ puta tapanların bulunması acmacak bir hâldir. Bunun yanında Allaha inanan üç büyük dine bağlı olanların bir kısmı da inançlarını temamen gaybetmişdir. Çünki, onların ellerinden tutan hakîki mürşid kalmamışdır. Modern ilm ve fen öğrenerek yetişen gençleri, din ve fen bilgilerinden mahrûm olan din adamları vâsıtası ile din sevgisine kavuşdurmak imkânı yokdur. Onları seâdete kavuşdurabilmek için en modern bilgilere sahib, açık fikrli, dînini iyi bilen rehberlere ihtiyâç vardır. Biz, bu kitâb-da, temamile tarafsız olarak hakîkî Allah dînini arayıp bulmak ve dünyâda bulunan iki büyük kitâbın, yâ’ni bugünkü İnciller ile Kur*ân-ı Kerîmin hangisinin hakîkî Allah kitâbı olduğunu en modern usullerle araşdırıp tesbit etmek ve bu hususda tereddüde düşen kimselere doğru yolu göstermek istiyoruz.
ki bunlardan aşağıda bahsolunacak, yanlışlar gösterilecekdir— bugünkü İndilerin temamile bir insan eseri olduğunu açıkça meydâna koymakdadır.
Müslimânların kitâbı olan Kur’ân-ı Kerîmde, (Nisâ Sûresi, 82), cenâb-ı Hak: (Kur’ân Allah kelâmıdır. Eğer böyle olmasaydı, içinde muhakkak aykırılıklar bulunurdu.) buyurmakdadır. Bu ne kadar doğru bir sözdür! İndlin içinde bulunan dürlü aykırılıklar, onun bir insan eseri olduğunu katı suretde isbâtlamakdadır. İndi, aşağıda ayrıca anlatacağımız gibi, birçok defalar dînî hey'etler, sinodlar, dînî komiteler, din uzmanları tarafından incelenmiş, düzeltilmiş, değişdirilmiş, İslah edilmiş, kısaca şeklden şekle girmiş-dir. Acabâ Allah sözü değişdirilebilir mi? Kur’ân-ı Kerîmin vahy olduğu günden bu güne kadar bir tek harfi değişmemişdir. Kur’ân bahsinde göreceğiniz gibi, bu husûsun te’mîni için her dürlü çareye başvurulmuşdur. Kur’ânın bu güne kadar değişmeden geldiğini en fanatik (müte’assıb) Hıristiyan din adamları bile, hasetlerinden çatlayarak i’tirâf etmekdedirler. Allah sözü böyle olur! Hiç değişmez. Bugünkü Incîllerin Allah sözü mü, yoksa insan eseri mi olduğu hakkında sözü, Hıristiyan ilm ve fen adamlarına bırakalım:
Evet, Incîl insan eseridir. Ba’zı kimseler, neden olduğunu anlamadığım sebeblerden ötürü, bunu inkâr etmekdedirler. tncîl, insanların dimağında teşekkül etmiş, insanlar tarafından insan dili ve insan eli ile yazılmış ve temamile insan karakteri taşıyan bir eserdir.)
Başka bir din adamı Kenneth Cragg, Hıristiyan olmasına rağmen, şöyle demekdedir:
Burada doğrudan doğruya insanların anlatdıkları hikâyeler, her hangi bir işin nasıl yapıldığını gören insanların görgü şâhidliği vardır. Sırf insan sözü olan bu kısımlar kilise tarafından insanlara Allah sözüymüş gibi nakledilmekdedir.)
Teolog Prof. Geyser: (Incîl Allah kelâmı değildir. Fekat, buna rağmen kutsal bir kitâbdır.” demekdedir.
Bunlardan biri olan Papa HONORtUS, üçlü tanrıyı kaf iyyen reddetdiği için, ölümünden 48 sene sonra Istanbulda toplanan sinod tarafından resmen lâ’netlenmişdir.Bunlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden doğru yola dönemezler). Hazret-i îsâ da (Matta 13:13) (Gördükleri halde görmezler, işitdikleri hâlde işitmezler ve anlamazlar) demekdedir. Meşhur Alman edibi Sebiller ise, (Aptallara karşı ilâhlar başarısız bir savaş sürerler) demekle bu budalaların hiç bir zeman akıllanmayacaklarını anlatmağa çalışmışdır. Fekat Allaha şükür, böyle din fanatizmi deliliğine kapılan, din uğruna insanları birbirine düşüren, haçlı seferleri, engizisyonlar (inquisiti-on) tertib edenler, hemen hemen kaybolmuş, insanlar daha mantıkî, daha insaflı, dahâ tarafsız, dahâ doğru düşünüp, buna göre hareket etmeye başlamışlardır.şeyden evvel bütün hıristiyanların elinde bulunan İndilerin tek bir Incîl olmadığını söyleyelim. Bir katolikle Incîl hakkında konuşmak isterseniz, size (Hangi İncîl?) diye sorar. Çünki ka-toliklerin, Protestanların ve Ortodoksların ayrı ayrı İncilleri vardır. Siz (Nasıl oluyor da Allah sözü olan, Incîlin birçok çeşidleri var?) diye sorarsanız, onlar biraz tereddüt etdikden sonra, (Efendim, esasda İncîl birdir, fekat bâ’zen açıklamalarda farklar olabilir) diye kaçamaklı bir cevab verirler. Eğer târihî inceleyecek olursak görürüz ki, ilk Romen Katolik İncîli, Jeromeun latin İncîli, Vulgafanın tercemesile 990 [m. 1582] yılında Reimsde meydana çıkmış, 1609 yılında Douayde tekrar basılmışdır. Bugün de İngilizce olarak RCV (Roman Catholic Version = Romen Katolik İfâdesi) ismi altında mevcutdur. Fekat bugün Ingilizlerin elinde bulunan İncîl, bu eski Incîlin çok değişmiş bir şeklidir. Çünki 1600 yılından bugüne kadar İncîl birçok incelemelerden geçmiş, içindeki bâ’zı kısmlar (apocrypha), ya’nî (doğruluğundan şüphelenilen parçalar) olarak çıkarılmış, bazı bölümleri, meselâ Jüdit, Tobias, Baruh, Ester v.s. büsbütün kaldırılmışdır. Nihayet AV (Authorised Version = Resmen kabul edilmiş ifâde) ismile (son ve doğru In-cîl) olarak rıeşrolunmuşdur. Fekat birçok ilm adamları, hattâ meşhur başvekil Churchili bile, (Bu Incîlin ifâdesi son derecede bo-zukdur) dedikleri için, bir müddet 1611 yılından kalan ve KJV (Kral James İfâdesi) ismi altında tanınan eski Incîle dönülmüşdür. Nihâyet 1952 yılında İncîl yeniden düzeltilmiş ve RSV (düzeltilmiş ve gözden geçirilmiş ifâde) adı altında yeni bir İncîl hazırlanmış, fakat bu da yeter derecede düzeltilmemiş kabûl edildiğinden, bundan kısa bir zeman sonra 1391 [m. 1971] yılında (Çifte tashihli İndi) ortaya konulmuşdur.
Katoliklerin incîli de pek çok değişikliklere uğramışdır. Şöyle ki, îbraniceden yunancaya ve ondan da latinceye çevrilen İncîl, 320 senesinde Büyük Konstantin Meclisi, 364 senesinde Ludicia Meclisi, 397 senesinde Özel bir sinod (Ruhban Meclisi) tarafından incelenip, her defasında yeniden tertib edilmiş, her defasında ba’zı kısmlar değiştirilmiş. Ahdi Atik (Eski Ahit)’de bulunan bâzı kitâblar çıkarılmış, fekat 930 [m. 1524] senesinde Protestanlık meydana çıkınca, bu kitâblar tekrar değişik tarzda Incîle konulmuşdur.Bütün bu müddet zarfında pek çok hıristiyan din adamları yapılan terceme ve değişikliklere i’tiraz etmiş, İncîlin ba’zı kısmla-rının aslında olmadığı hâlde, ona ilâve edildiğini ileri sürmüşler.Yukarda da bir parça bahsettiğimiz gibi, İncîlin en eski şekli olan, İbranice nüshasından yanlış terceme edildiğini iddi’â edenlerin çok haklı olduğu görülmekdedir. Zira İbranicede (Baba) kelimesi, yalnız bir çocuğun kendi babası değil, aynı zamanda (Hürmete değer büyük bir şahsiyet) ma’nâsına gelmekdedir. Bunun içindir ki, Kur’ânı Kerîmde, İbrahim aleyhisselâmın amcası olan Âzere (Âzer babası) denilmekdedir. Çünki asıl babası olan Târuh ölmüşdü. Amcası Âzerin yanında yetişmiş ve o zamanki âdete uyarak, ona baba demişdi. Türkistanda da, hürmet edilen, merhamet edilen, kimselere de baba denildiğini (Reşehât) kitâbındaki konuşmalar göstermekdedir. Biz türkçe de de (Ne baba adarn!) diye bir kimseye duyduğumuz hayranlığı ifâde ederiz. Bunun gibi (Oğul) kelimesi de Ibranîcede çok kerreler bir şahsın rütbece veya yaşça kendisinden daha küçük olan, fekat kendisine son derece bir sevgi ile bağlı bulunduğu bir şahsı tasvir etmek için kullanılmak-dadır. Bakınız Incîlde şu ibâre vardır: (Matta 5:9) (Ne mübârekdir sulh ediciler! Zira onlara Allahın OĞLU denecekdir.) Görüyorsunuz ki, burada (Oğul) kelimesi, (Allahın sevgili kulu) ma’nâsma gelmekdedir. O halde, hakîki Incîlde (Baba), yüksek bir varlık ve (oğul) da sevgili bir kul olarak beyân olunmuşdur. Yani 3 tanrı söz konusu değildir. Bu üçten çıkan ma’nâ, (cenâb-ı Hak gibi çok yüksek bir varlığın hazret-i îsâ gibi sevgili kulunu insanlara peygamber olarak gönderdiği) dir. Akılları ancak bu günlerde başlarına gelen hıristiyanların büyük kısmı (Hepimiz Allahın kulu, çocuğuyuz. Allah hepimizin büyüğü, babasıdır. İncildeki (Baba) ve (Oğul) kelimelerini böyle anlamak gerekir.) demekdedirler. İbranice asılda bulunan birçok kelimelerin de yanlış terceme edildiği aşağıdaki misâllerden anlaşılmakdadır. Şöyle ki:
seyâhatlar yapmış bulunan Barna-bas ın yazdığı İnen ise, birdenbire yok edilmiş ve bu Incîlde yazılı olan (Hazret-ı îsa, benden sonra bir Peygamber daha gelecek.olacak ve size birçok şeyler öğretecekdir dedi), hakikati, fanatik hırıstiyanlar tarafından gizlenmişdir. (Bu hususda daha geniş bilgiyi, bu kitâbın (Müslimânlık ve Hıristivan-İlk) bölümünde bulabilirsiniz).Demek oluyor ki. bugünkü Incîl hakkında bütün batılı ilm vereceğimiz karar şudur: Incîl Allah sözü değildir. Allah sözü olması gereken eski Incîl bugünkü şekli ile tema-rnen başka bir kitâb haline dönüşmüşdür. Bugünkü Incîlde Allah sözü olması düşünülebilen sözler yanında, birçok yabancı kimse-1er tarafından eklenen sözler, tahminler, rivâyetler ve hikâyeler tanrıdan bahseden kısmlar, esas dogma olan
 Eflâtun esasda dünyayı yaratan kudretin tek olduğunu düşünmekle bera-ber onun daha ıkı yardımcısı olabileceğini ileri sürmüşdür ve bu da (Teslis - Üçlü tanrı) fikrinin doğmasına yol açmışdır. Bu na-zarıyeyı kabül eden birçok bilgin vardır.Allah tekdir. Benden başka Allah yokdur) sözleri bulunmak-da ya nı Incil bile, zorla içine koydukları üç tanrı dogmasını red-etmekdedır. Bu üç tanrı fikrinin terceme hatâsı olduğu da iddia edılmekdedır. Bilhassa son günlerde, üçlü tanrıya artık hiç bir kimsenin inanmadığını gören hıristiyan kilisesi, (baba) ve (oğul)
böylece Allah sözü olmadığı anlaşıldığı ve birçok kültürlü hırıstıyanların da bunu kabul etdiği halde, hâlâ hırıstıyanların (Incîlin her sözü Allah kelâmıdır) diye iddi a etdıklerı görülmüşdür. Bu gibi fanatikler için ancak şu sözleri söyleyebiliriz: cenâb-ı Hak.
cenâb-ı Hakdan (ALAH) ya’nî bir (L) harfi eksik olarak (ALAH) diye bahsolunmakdadır. Hâlbuki ikide birde tashih edilen, değış-dirilen modern İncilde, bu kelime çıkarılmış, ya nı Hırıstiyanlar Müslimânların Allahına yakın olmakdan korkmuş ardır.
İbrânice asılda (bâkire = kızoğlan kız) kelimesi yokdur. Hazret-i îsânın doğumu hakkında eski İbrânice İncilde Şöyle yıllıdır: (İşaya 7 : 14) (Allah şu işâreti verdi; Bir kızdan bir çocuk doğacak ve onun adı İmmanuel olacakdır). Burada ibrânice (Kız) ma’nâsına gelen (ALMAH) kelimesi kullanılmışdır. İbrânice (Bakire) BETHULAH kelimesi ile ifâde edilir.16 bahsinde bulunan (Zira Allah dün-yâyı o kadar sevdi ki, biricik oğlunu (ya’m çok sevdiği k»"}sey) verdi (ya’nî oraya gönderdi), tâ ki ona îmân eden her adam helak olmasın (mahvolmasın), ancak ebedî (sonsuz) hayât bulsun) cümlesini (Zîrâ Allah dünyâyı o kadar sevdi kı, kendisinin doğurmuş olduğu (İngilizce (begotten) kelimesini kullanmışlardır kı, bu keli-me dogJudan doğruya (dogurntus) ma-nâs.na gelir) b.nck og u„u verdi, tâ ki ona îmân eden herkes helâk olmasın, ancak «bedı a yâtı olsun) şekline sokmak bedbahtlığın buki bugünkü Incîlin bile bir çok yerlerinde Allahın TEK oldı^u, hazret-i îsânın ise bir (Peygamber) olarak gönderildiği yazılıdır. Bunların bir kismmı aşağıda zikrediyoruz:
Kır-^ çevS muranlar okuma yazma bilir. Fekat dünyâdan haberleri yokdur. Ancak Incîl okurlar.
Batılı mecmû’alar, ikide birde (tncîlde kusûr var) diye yaz-makdan geri kalmazlar. Bunların bir kısmı, sırf gazete satışını ar -dırmak için yazılan ma’nâsız yazılardır. Fekat. »Ç^ennde tanınmış ilm adamlarının veyâ teologların ibretle okunacak ciddi makaleleri de bulunur. Aşağıda bunlardan birini göreceksiniz.
Şimdi siz de, benim gibi, (Allah kelâmı "asıl yanlış Çevrdy -Allahın kelâmı nasıl insanlar tarafından tashîh edilir? Allah kitabı nasıl revizyona tâbi’ tutulur? Böyle mütemâdiyen değışdırılen düzeltilen bir ifâde, bir metin kabil değil (Allah kelâmı olamaz) diyeceksiniz Hele 1971 yılında ikinci def’a değişdirilen İngiliz İncili-nin önsözünde bulunan şu kelimeleri okursanız, büsbütün hayret-de kalacaksınız. En son tashihi yapan dînî hey’et, önsözde şunları söylüyor;
 Fekat, ne yazık kı. bu Incıide Ş»ye' ^' hatâlar vardır ve bu hatâlar, o kadar çok ve o kadar ciddidir kı, bunların muhakkak düzeltilmesi gerekmekdedır.)
Düşünün bir kerre, bir dinî heyet toplanıyor "8ilterede 1020 im. 1611) yılından 1391 İm. 1971) yılına kadar (Allah Sözü) diye saklanan İncilde birçok CİDDİ hatâlar buluyor « bunların muhakkak değişmesi gereklidir diye karâr veryor!  Geçenlerde bir genç HınsUya , KJV (Kral James Beyânı) İncilinden bir dane satın aldı. Tabn İncili Allah kelâmı olarak kabûl etdiğinden, içinde hiç bir hata bu-fuimadığını sanıyordu.
Kendisini eve da vet etdım. Kahve ikrâm etdim. (Herifi galiba yan yarıya kandırdım) diye düşündüğünü tahmîn ediyordum. Kahve-r!ı! '^^'ilden sonra, ona (Aziz dostum, siz İncili Allah kelâmı ola-ak kabul ediyorsunuz değil mi?) diye sordum. (Muhakkak) diye dir^rnr"^’’ ^P.^!Jde İncilde hiç bir hatâ yokdur değil mi?) di ^ kendisine Awake mecmûasını gös-erdım ve dedırn kı: (Bu mecmua, hıristiyan memleketi olan Ame-rıkada çıkmış bir eserdir. Bu mecmûa, İncilde temâm 50.000 hatâ olduğunu yazıyor. Eğer bu mecmûa bir İslâm dergisi olsaydı ona Ulanıp ınanmamakda serbestdiniz. Fekat, sizin dininizde ^â’n bir adamın çıkardığı derginin sözlerini kabûl etmeniz gerekmez mi? Sız bu İddi aya karşı ne dersiniz?) Adamcağız birdenbire şaşırdı (Şu mecmu ayı verin de bir okuyayım) dedi. Okudu, tekrâr lekrâr okudu. Yüzünün nasıl değışdiğini, ne kadar şaşaladığım görüyor bu dIrİRj'' güdüyordum.
 Düzeltilen hatalar hangileridir? Nasıl düzeltilmişdir? Bunlar hakkın-da bana bilgi yerebilir misiniz?) diye sordum. Başını öne eğdi ve (Ma atteessüf bunu yapamam) dedi. Ben ilâve etdim:Cenâb-ı Hakkın, hazret-i îsâyı Allahın oğlu olarak göstermek isteyen ve hattâ bu maksadla İncîldeki cümleleri bile değişdirmek küstahlığında bulunanlara karşı ne kadar gazaba geldiği, Kur’ân-ı kerîmin Meryem sûresinde (88-92) şöylece beyân olunmakdadır:
(Ba’zı kimseler. Rahman çocuk edindi dediler. And olsun ki, ortaya pek kötü bir şey atdınız. Rahmana çocuk isnad etmelerinden ötürü, nerede ise gökler paralanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekdi. Oysa ki Rahmanın çocuk edinmesi, onun azameti ile bağdaşamaz. Çünki göklerde ve yerlerde olan her şey Rahmanın kulundan başka bir şey değildir.) Kur’ânın Ihlâs sûresinde cenâ-b-ı Hak tekrâr buyuruyor: (Allah doğmamış ve doğurmamışdır.) Nisâ sûresinde (175) ise, şöyle buyurulmakdadır: (Ey kitâb ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin! Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin! Meryem oğlu îsâ, Allahın ancak peygamberidir. Allaha ve Peygamberine inanın! (Üçtür) demeyin! Hayrınıza olarak (bu sözden) vazgeçin! Allah ancak bir TEK TANRIDIR. Çocuğu olmak-dan münezzehdir.)
Cenâb-ı Hak Kur’ânda, Incîli ikide birde değişdirenlere karşı şöyle hitab etmekdedir: (Bakara sûresi 10) (Kalblerinde bir hastalık vardır. Allah hastalıklarını artdırmışdır. Yalancılıkları yüzünden elem verici azâba ağrıyacaklardır.
Bakara sûresi (79): (Vay kitâbı kendi elleri ile yazıp da, onu bir kaç kuruşa satmak için (Allahın katındandır) diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına!)Bugün, hakîkaten yeni bir tncîl meydana çıkararak onu satmak, yani mukaddes (kutsal) kitâbı mütemâdiye.! değişdirerek yeni Incîller neşretmek, bu kitâblan satmak, çok büyük bir kazanç kaynağıdır. Çünki, ister inansın, ister inanmasın, her batılının evinde bir İncîl vardır. Hele batılı köylülerin çoğu İncîlden başka bir kitâb bilmez. Bundan başka hiç bir kitâb okumaz.Bunu bana nasıl îzâh edersiniz?). Zevallı perişân olmuş, dona-kalmışdı. (Bana müsaade ediniz de, birkaç büyük teolog ile görüşeyim. Birkaç gün içinde size uğrar ve sorduklarınıza cevâb veririm) dedi ve acele ile yanımdan kaçdı. Gidiş o gidiş. Aylardan beri kendisini bekliyorum. Ne gelen var, ne giden.) Şimdi Incîlde rastgelinen birçok hatâlar, birbirinden farklı ifâdeler ve aynı husûs hakkında verilen birbirinden ayrı beyânlar hakkmda biraz dahâ bilgi verelim. (Bunların mühim bir kısmı Ahmed Deedatın kitâbmdan alınmışdır)
önce şunu söyliyelim ki, İncilin hatâlı kısmlarını arayan ve bulan, en çok batı bilginleridir. Londrada (İngilizceye çevrilmiş modern İncîl) adlı eseri (1970 senesinde) neşreden Philips, Matta Incîli hakkında şöyle diyo..Havârilerden Mattaya âid olduğu kabûl edilen İncilin, hakî-katde onun tarafından yazılmadığını ileri sürenler vardır. Bugün birçok teologlar, bu Incîlin sırlarla örtülü bir şahıs (Q) tarafından yazıldığını ileri sürmekdedirler. Bu esrarengiz (Q), Mattanın İncilini eline almış, onu istediği gibi değişdirmiş, içine başka sözler de eklemişdir. Üslûbu açık ve akıcıdır. Hâlbuki hakîkî Matta İncilinin üslûbu dahâ ağır, fekat sözleri dahâ muhâkemelidir. Matta, gördüklerini, duyduklarını uzun uzun inceledikden, zihninde bir muhâkemeden geçirdikden ve duyduğu sözlerin Allah sözü olduğuna temâmiyle inandıkdan sonra, bunları kaleme alıyordu. Hâlbuki, şimdi Matta İncili olarak elimizde bulunan metin, bu kadar dikkatle yazılmışa benzemiyor. replika telefon sizin icin hazırladı ve sundu.





replika telefon,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder