Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- reklam panosu fiyatlari
- Cep Telefonu Modelleri
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Seo Fiyatlari
- Seo Çalişması
- Spot İphone
- Spot Samsung
- Spot Telefon
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefonlar
- replika telefonlar ve google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- samsung iphone cep telefonu kelimeleri
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Cep Telefonu Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
replika telefon,ndan islam bilgisi9
replika telefon,ndan islam bilgisi9 evet yine ben yine replika telefon sizlere güzel yazıları sunmaya devam edrken elimizden gelen gayreti göstermeye calısıyruz ve arkadaslar ben ve replika telefon sizin icin diyoruzki Adâlet, lugatda, bir şeyi yerli yerine koymak demekdir. Adâ-letin iki ta’rîfi vardır: Birincisi, (Adâlet, bir âmirin, bir hâkimin memleketi idâre için koyduğu kanûn, kâide, çizdiği hudûd içinde hareket etmekdir. Zulm ise, bu kanûnun, bu hudûdun, bu dâirenin dışına çıkmakdır) Adâletin asi ta’rîfi: (Kendi mülkünde olanı kullanmak) demekdir. Zulm de, başkasının malına, mülküne tecâvüzdür. Âlemleri yaratan Allahü teâlâ, hâkimler hâkimi, her şeyin asi sâhibi ve tek hâlıkı [yaratıcısı]dır. Allahü teâlâ mutlak adâlet sâhibidir. Çünki, her işi kendi mülkünde yapmakdadır. Onun için, insanlara gönderdiği en son ve en kâmil dîninde tam bir adâlet vardır. Bu adâletin dışında ise zulm vardır.
Kur’ân-ı kerîm sâdece adâleti emr etmekle kalmamış, adâletin zıddı olan zulmü harâm kılmışdır. Bu husûsda bir çok âyet-i kerîmeler vardır. Hattâ, kişinin kendi nefsine zulm etmesi dahî harâm kılınmışdır.
Nisâ sûresinin ellisekizinci âyetinde meâlen: (İnsanlar arasında hükm etdiğiniz zemân, adâlet ile hükm etmenizi Allahü teâlâ emr eder) buyurulmuşdur.
Nahi sûresinin doksanıncı âyetinde meâlen: (Allahü teâlâ si-
hadîs-i şerîflerini burada zikr etmeğe kitabımızın hacmi müsâid değildir. Ancak bir kaç misâl yazacağız.]
İsrâ sûresinin otuz ikinci âyetinde meâlen: (Zinâya yaklaşmayın. Çünki o zina, çok çirkin bir amel olup, gâyet kötü bir yoldur) buyurulmuşdur.
[Furkân sûresinin altmış sekizinci âyetinde meâlen: (Onlar, [mü’minler] Allahü teâlâdan başkasına ibâdet etmezler, Allahü teâlânın harâm kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler, zinâ etmezler) buyurulmuşdur.]
Şuna da dikkat etmek lâzımdır ki, Mûsâ aleyhisselâmm şerî’a-tinde, (Sakın zinâ etmeyesiniz) denilerek, zinâ yapmak açıkça yasak edilmişdir. Isâ aleyhisselâmm şerî’atinde ise, zinâ yapmak yasak edilmekle berâber, şehvet gözü ile bakmak da, zinâdan sayıl-mışdır.
Şerî’atlerin en mükemmeli ve en üstünü olan islâmiyyetde ise; her ikisini de en geniş şeklde içerisine alarak, zinâya yaklaşmak-dan nehy edilmişdir. Çünki yaklaşmakdan sakındırılınca, hâliyle zinâ fi’linden ve bakmakdan da sakındırılmış oluyor. Diğer bir âyet-i kerîme ise, zinâdan sakınanları, zinâdan kaçanları müjdelemek husûsundadır. Bu âyet-i kerîme, Ahzâb sûresinin otuz-beşinci âyeti olup, İncîlin beş-on âyetini kendisinde toplamışdır. Bu âyet-i kerîmede meâlen: (Allahü teâlânın hükmüne [emrine] boyun eğen erkekler ve kadınlar, müzmin erkekler ve müZmin kadınlar, ibâdete devâm eden erkekler ve kadınlar, [fi’llerinde ve kavilerinde] sâdık erkekler ve sâdık kadınlar, sabr eden erkekler ve sabr eden kadınlar, Allahdan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını zinâdan koruyan erkekler ve kadınlar ve Allahü teâlâyı çok zikr eden erkekler ve kadınlar için Allahü teâlâ mağfiret ve büyük bir mükâfât hâzırladı) buyurulmuşdur.
[Nûr sûresi, otuzuncu âyetinde meâlen: (Ey Resûlüm “sallal-lahü aleyhi ve sellem”! Müzminlere söyle, harâma bakmasınlar ve avret yerlerini harâmdan korusunlar! îmânı olan kadınlara da söyle, harâma bakmasınlar ve avret yerlerini harâm işlemekden korusunlar) buyurulmuşdur.]
Yabancı kadınlara şehvet ile bakmanın zinâ gibi harâm olması hususunda, (İki göz ile, zinâ edenler) ve (Şehvet ile bakan erkeğe ve bakdıran kadına, Allahü teâlâ laZnet etsin!) hadîs-i şerifleri yetişir.
11 Mart 1987 târîhli (TÜRKİYE) gazetesinde diyor ki, (Ame-rikada, ba’zı katolik kilise mensûbları ve râhibler arasında AIDS hastalığı vak’aları görüldü. (National Catinalic Reporter) ve (New York Times) gazeteleri, en az oniki papazın AIDS hastalığından öldüklerini açıkladılar.) AIDS, ilk olarak 1980 de görülen öldürücü ve bulaşıcı korkunç bir hastalıkdır. Lût kavminin habis fi’lini yapanlarda ve fâhişe kadınlarda hâsıl olmakda, başkalarına da sür’at ile bulaşmakda olduğu anlaşılmışdır. Papazlar arasında bu hastalığın yayılması, bunların nâmûssuz ve hayâsız işlere alışmış olduklarını açıkça gösteriyor. Şimdi Avrupada ve Ameri-kada, bu hastalığa yakalanmamak için birçok erkeğin, kadınların ve kızların, kiliselere gitmekden ve günâh çıkartmakdan vaz-geçdikleri bildirilmekdedir. Bu öldürücü, bulaşıcı korkunç felâketin, müslimân memleketlerde, müslimânlar arasında hiç görülmemiş olması, hak ile bâtılı ayıran kuvvetli vesikalardan biridir. AvrupalIların, Amerikalıların ahlâksız, hayâsız âdetlerine ilericilik, moda gibi ismler takarak, müslimân yavrularını aldatmağa çalışan, şehvet, menfe’at düşkünlerine aldanmamalıdır. Bugün devlet bütçelerinden milyarlarca lira harcıyarak yapılan AIDS te-dâvîsi araşdırmaları neticesiz kalmakdadır. Amerikada ve İngil-terede zinâ o kadar yayılmışdır ki, üniversitelerde okuyan talebeler için, üniversite içinde doğum kilinikleri açılması istenil-mekdedir. AIDS insanlık âleminin, öyle bir korkulu rü’yâsı olmuş-dur ki, Hıristiyan Avrupadan seyâhata çıkan turistler, AİDS’li olmadıklarına dâir rapor alıp, öyle çıkmakdadırlar. Allahü teâlânın hikmetinin büyüklüğüne bakınız ki, en fenâ ve en tehlükeli hastalıkları, islâmiyyetin dışındaki hareketlere müsallat kılmışdır. Bu gayr-i meşru işlerde gayb olan çocukları, doğmayan çocuklar sanmamalıdır. Bunlar öldürülen, canlarına kıyılan çocuklardır. İslâmiyyetin emri burada çok incedir. Zinâya karşı, evlileri (Recm) ederek öldürmek emri, bundan hâsıl olacak çocuğun soysuz bir piç bırakılarak, insanlıkdaki şerefi yok edilmiş olduğu için konulmuş bir cezâdır.]
Zinâya sebeb olan ve zinâya yol açan şeyleri yapmakdan men’ eden birkaç hadîs-i şerîfi dahâ burada zikr edelim:
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem”, (Yabancı kadına şehvet ile bakan bir kimsenin gözleri ateşle doldurulup, sonra Cehenneme atılacakdır. Yabancı kadın ile toka edenin kolları ense-s*”den bağlanıp, Cehenneme sokulacakdır. Yabancı kadın ile, lüzumsuz yere şehvet ile konuşanlar, her kelimesi için bin sene Ce-
hennemde kalacakdır) buyurdu.
Diğer bir hadîs-i şerîfde, (Yabancı bir kızı görüp de, Allahü te-âlânın azabından korkarak, başını ondan çeviren kimseye, Allahü teâlâ ibâdetlerinin tadını duyurur) buyurdu. Her husûsda olduğu gibi, bu husûsda da en güzel ve en doğru hükmü beyân eden islâmiyyet olmuşdur. Müjdeler olsun İslâm âlimlerinin kitâb-larını okuyanlara ve o din büyüklerine tâbi’ olanlara.]
TENBÎH: Ellerde dolaşan İncîllerde, Tevrâlın ahkâmmm te-mâmı nesh ve ibtâl olunup, yalnız zinânın harâmlığı kalmışdı. In-cîlde zinâ edenlere bir had, bir cezâ beyân edilmediğinden, bu zinâ yasağı da hıristiyanlar arasında hükmü kaldırılmış olarak ka-bûl edildiği, AvrupalIların hâlini bilenlerin ma’lûmudur. Çünki, şehvet nazarı ile bakmanın aynen zinâ olduğunu, Isâ aleyhisselâm beyân etmiş iken, hıristiyanlar, kadınlarını örtmemişler, [başkalarının şehvet ile bakması için açık bırakmışlardır. Hâlbuki, ha-râm işlemeğe sebeb olan şeyleri yapmak da harâmdır. Kadınların, açık ve süslü ve kokulu olarak yabancı erkeklere görünmeleri, erkeklerin bunlara, şehvet ile bakmalarına sebeb olmakda-dır. O hâlde, bugün ellerde dolaşan Încîller, Hıristiyan kadınlarının örtünmelerini emr etmekdedir. Bunun içindir ki, bütün kiliselerde, manastırlarda vazîfeli olan kızlar, râhibeler, müslimân kadınları gibi örtünmekdedirler.] Fekat, şimdi papazlar, kadınların yabancı erkeklerle oturup kalkmak şöyle dursun, balolarda, istediği gençlerle, kucak kucağa dans etmelerine dahî müsâade etmişlerdir. Bunun için, îsâ aleyhisselâmın sözüne göre, her bir hıris-tiyana zânî ve zâniye denilmesi doğru olur. Fekat (Bunlar câhil halkdır, câhil hıristiyanlardır. Bunlara nasîhat te'sîr etmiyor. Hıristiyan din adamları, papazlar, kadınların hu hâllerinden hoşnud değildirler) denirse; kiliselerde toplanan erkek ve kadınların, dürlü dürlü süs eşyâları ile birbirlerine, ibâdet ismi altında, yap-dıkları cilveler ve hareketlere niçin mâni’ olmıyorlar? Bilhâssa günâh çıkarılacağı zemân, genç papazlar ile genç kadınlar, yüz göz açık, diz dize, baş başa, tenhâda oturup, işledikleri günâhları anlatmaları ve papazların dinlemesi ve kiliselerden çıkılırken genç oğlanların, genç kadınlara okunmuş su takdîm etmesi gibi hâllere bakılırsa, değil câhil, avâm hıristiyanlar, hiç bir papaz bile, göz zinâsından kurtulamaz.
Bu açıklamadan anlaşılıyor ki, bütün İlâhî kitâblarda, [bütün İlâhî dinlerde] harâm olan birçok şeyleri papazlar sonradan te’vîl ederek, halâl saydıkları gibi, zinâyı da bu şeklde hiç şübhe-siz halâl saydılar. Fekat, islâmiyyetde kadının eli ve yüzünden başka yerlerini yabancı erkeklere göstermeleri ve onlarla yalnız bu-
andlannızı [yemînlerinizi] Rabbe ödeyeceksiniz denildiğini içildiniz. Fekat ben size derim ki, hiç yemin etmeyiniz. Ne gök üzerine, çünki o, Allahın tahtıdır. Ne yer üzerine, çünki o, Allahın ayaklarının basamağıdır. Ne Kudüs üzerine, çünki o, büyük meleğin şehridir. Ve (başın üzerine) diyerek yemîn etmeyeceksin. Çünki sen, saçın bir kılını ak veyâ kara yapmağa kadir değilsin. Ancak sözünüz evet evet, hayır hayır olsun. Zîrâ bunlardan çok olan çerdendir) denilmekdedir. [Matta bâb beş, ayet otuzüç ve de-vâmı.replika telefon sundu.
replika telefon, replika telefonlar,
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder