birebir ürünler ve psikoloji konulari9

 birebir ürünler


birebir ürünler ve psikoloji konulari9 evet yine sizlere konumuza baslarken birebir ürünler  dediki beyinde meydana gelen noral değişmeleri belirlemeyi kapsar Bu kitapta daha önce bahsedilen beyin görüntüleme teknolojisini MRI ve EEG kayıtları), beynin elektriksel olarak incelen-^^^ofiıcgın anıların harekete geçirilmesi için çok duşuk elektrik akımla-ı^^^jlju^uııı, sınapstakı sınır ileticilerini etkileyen kimyasalların ve ılâçla-Ilgımını (bellek artışı veya kaybı gibi durumlardaki tedavilerde farma-^^^^lgnUnn kullanımı)) ve az rastlanan bellek kusurları gösteren patolo-l^jl^nıl^tın incelenmesini içerir kadar
işlevleriyle bağlantılı beyin alanlarının haritası çıkarıldığın-^llıkle uç bölgenin doğrudan bellekle ilişkili olduğu görülür. Şekil 7.3’dc gibi bu bölgeler korteks (düşünme, problem çözme, hatırlama gibi bilişsel süreçlerde gerekli olduğu düşünülen, beynin dış yüzeyini J^ygn bölüm), beyincik (motor işlevlerin ve motor belleğin düzenlenme-^ sorumlu olan, beynin tabanında bulunan karnabahar görünümündeki ^jvchıpokampus’tur (yeni bilgileri işleyerek, bu bilgileri, sürekli depolan-ı^ıçınkorteksin diğer bölgelerine yönlendirdiği düşünülen, ıkı serebral he-dibinde bulunan S şeklinde yapı). (Daha önce anlatılan bir vak’a ^CW.’nin geçmişteki anılan iyi bir şekilde hatırlayıp, yeni olaylara ılış-^anıUn oluşturmada zorluk çekmesi, hipokampusunun hasar gördüğü ola-\yiııu düşündürür). Bugünkü beyin çalışmaları bu temel yapılarla bağlantılı Iap belleğin olduğunu ileri sürer: İşlemsel bellek (procedural memory) ve iJfedilebilir bellek (declarative memory). işlemsel bellek yazı yazma, dak-jfckullanma, bisiklete binme gibi motor
hcvirtLikrr htjlunur İfade edilebilir bellek en sevdiğiniz teyzenizin adı, en yakın pırra saktnunun yen ve sözcüklerin anlamı gibi içinde bulunduğumuz vkınva hakkıiKİakı bir çok bilgi çeşidini içerir. Bu tur bilgiler serebral korteks-rc de|x>lanır.
Yem tekniklerin kullanımıyla beraber insan beyninin yapısal mimarisi da-Ivı lyı bilinir hâle geliyor. Bilişsel psikoloji alanındaki psikologlar beynin işlevdi özelliklerinin keşfine, bu işlevlerin karşılıklı ilişkilerine, bellek, algı, duygular, dil ve diğer bilişsel süreçlerle ilişkisine daha fazla ilgi gösteriyor. Bu keşiflerin s<mucu olarak, psikologlar kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olmak üzere ıkı çeşit bellek olduğunu one sürerler. Bu konudaki psikolojik verilerin zenginliği böyle bir görüşü destekler. Bununla beraber, günümüzde beynin yapısal ve işleme özellikleri üzerine kurulu fizyolojik kanıtların da var olduğu görülür.
Avnı zamanda duyusal bilginin algılandıktan hemen sonra kortekse yönlendirildiğine dair kanıtlar da oluşmaya başlamıştır. Nöronlar arasında kurulan geçici bağlantılar sadece kısa bir süre için devam eder, fakat bu sure bir telefon numarasının hatırlanıp çevrilmesi için gereken süredeki gibi basit davranışlar için yeterli bir süredir. Bu tür izlenimlerin sürekli hâle gelmesi için uzun süreli potansiyel (USP'Long Term Potentiation) adı verilen bir sürecin gerçekleşmesi gerekir. USP, hızlı ve defalarca tekrar edilen uyarana maruz bırakılan sinir hücrelerinin, uzatılmış bir zaman periyodu boyunca tepki eğilimlerini yükseltmeleridir. USP memelilerde, hipokampal sınapslarda gözlenebilmektedir. Bir teori, dendiritlerin bu yolla uyarılmasının uzun sureli anıları kolaylaştımia yeteneği olan yeni uzantıların oluşmasına neden olduğunu öne sürer. Uzun süreli ifade edilebilir anıların, serebral korteks hıpo-kampusa bilgi gönderirken başladığı düşünülür. Bu süreç kortekstekı noral devreleri hızlı ve tekrar tekrar uyararak ya da harekete geçirerek belleği güçlendirir. Uzun süreli belleğin kuvvetlenmesi istemli hareketlerle (bir telefon numara.sını defalarca tekrarlamak gibi) veya istemsiz hareketlerle (travmatık
Deneysel tekniklerin eksiklifli. şimdiye kadar insan belleğinde rol oynayan beyin bölgelerini tanımlama girişimlerim kısıtlamıştır İnsanın nöro-anatomık yapısıyla ilgili araştırmalar sadece beyin hasarı olan hastalarla ilgili vaka çalışmalarına dayanmıştır PEÎ gibi beyne zarar vermeyen işlevsel beyin görüntüleme teknikleri, belleğin ve diğer bilişsel işlemlerin nöro-anatomık temellerim anlamada çok önemli
ne kadar belleğin nörobıyolojısi hakkında hâlâ öğrenilecek ja, bazı hususların doğruluğu kanıtlanmıştır. Dış dünyadan gelen ^,ı^erjısı gibi fiziksel uyaranlar, duyusal sistem tarafından yakalanır, relerine uyum sağlar ve beyne iletilir. Daha sonra bu iletiler ilk ana-^ *!Üasıod«ı^ geçirilir, diğer merkezlere ve hipokampus’a eş zamanlı olarak İçrek »>2 konusu iletilerin bir çok işlevi yanında, duygusal içeriği de jPjj^rılıt- Bu iz (trace) (bazen engram olarak adlandırılır) ilende tekrar l^xrc nörokimyasalların aktive edildiği diğer alanlara yönlendirilir. Ba-İurum sürekli bellek izlerinin oluşmasına neden olur, (^le kı, aynı ve-duyusal izlenimler algılandığında bellek izi faaliyete geçirilebilir, u^n norobilişsel yapısına dair bu temel bilgiye dayanarak şimdi, bellekle l^lcneksel psikolojik çalışmalara ve bellek teorilerine bakacağız.
î rtaiTi James’in iki depolu (dualistik) bellek teorisi ıç gözlem açısın-^ıJ^ıldığında anlamlı görünüyordu. Bu teori aynı zamanda beynin yapı-lıcı^emc özellikleri açısından da geçerli görünür. Önceki paragrafın ay-^nı düşünün. Fotografik bir bellek işin içine girmedikçe, bu paragraf-^ belirli ayrıntıların tümünü hatırlayabilmeniz mümkün değildir. Bunun-llcıaber, paragrafı okuduğunuz anda, paragraf bilincinizde tam anlamıyla plcdıklı. Bazı gerçekler olduğu gibi kalır ve ilerde hatırlanmak üzere ora-kar tutulur. Sezgileriniz size, biri kısa ve biri uzun olmak üzere ıkı tıp bel-I vır olduğunu söyler.
il belleğin varlığına ilişkin kanıtlar fizyolojik çalışmalardan gelir. Haylilin öğrenme denemelerindeki performansları, eğer bu denemelerden «•elektro konvulsif şok (elcctroconvulsive shock-ECS) verilirse, düşer. ı4n«n (yani önceki öğrenmenin etkilenmemesi), geçici bellekten kalıcı ^işe^ışın engellenebileceğini düşündürür (Weıskrantz, 1966). Bir kafa "^•tsonuçu bellek kaybına uğrayan kişiler sık sık travmadan birkaç sanı-olan olayları hatırlayamadıklarını bildirirler. Bu durumda, yakın ge-amnezi (short retrograde amnesia) denilen amnezi, daha uzak olay-bellek kaybı demek olan uzak geriye doğru amneziden ayrılır. Uzak ge-amnczıklcrde, yakın olaylar tamamen kaybolmuştur, travmadan ^^veva saatler öncesinde olan olaylar genellikle hatırlanır. Ayrıca bir-haşan ile PET ve travma çalışmaları ıkı depolu bellek modelim bölümlere ve üstte anlatılan kısma bakınız).
A^ııvii, travmadan hatırlama doğrudan etkilenmiyor gibi gorulur. LvikH \'e Yamell’ın (1973) (^alışmasının somutlan da bunu destekler. Bu araştırmacılar kafa travması getiren futbolcularla görüştü. Bu goriışmcler, kısa hır mırolojık muayenenin hemen ardından, yaralanmadan sonraki ilk 30 saniye pensinde yapıldı. Oyuncularla 3-5 dakika sonra ve (durum müsait ısc) her 5 ilâ 20 dakika sonrasında görüşüldü (Yaralanmamış oyuncular kontrol grubu v^ıfesını gordu). Travmadan hemen sonraki görüşmelerde oyuncular ayrıntıları tam olarak hatırladı. Örneğin “Karşıdaki oyuncu elle topu yakaladıktan stmra, topa ayağıyla vurmasını engellemeye çalışırken ona önden çarptım.” Bununla beraber 5 dakika sonra oyunun detayları hakkında hiçbir şey hatırlayamadılar. Örneğin, “Ne olduğunu hatırlamıyorum. Oyunun ne olduğunu veya ne yaptığımı hatırlamıyorum. Topu yakalamak üzereydim.” Amneziye neden olan olaydan hemen önce meydana gelen olayların detaylarının bellekte geçici olarak depolanıyor, fakat sürekli belleğe geçemiyor gibi gorunur
Sonuç olarak, iki depolu bellek teorisini destekleyen psikoloji literatürün de yer alan bellek ile ilgili ilk deneylerden en yakın zamandaki raporlara ka dar bir çok davranışsal kanıt bulunur. Eğer Ebbinghaus hecelen peş peşe ser best hatırlama deneylerini sürdürseydi var olduğunu hissettiği ancak algısa ufkun uzunca bir süre altında kalan o yakalanması zor yıldızları keşfetmiş ola bilirdi. Bir kışı bir dizi ıtemı aklında tutmaya çalışıp sonra bunları sıra önem lı olmaksızın hatırlamaya çalıştığında, “öncelik” (pnmacy) ve “sonralık” (re ceney) etkilen ortaya çıkar. Yani, listenin sonunda olan yakın itemler kolay ca hatırlanırken (sonralık etkisi), ortadaki itemler daha az hatırlanır; en baş takı itemler de en sondaki itemler gibi daha kolay hatırlanır (öncelik etkisi! Bu ve benzen veriler ıkıli-bellek görüşüyle tutarlıdır. İtemlerin U'şeklınde bıı eğri özelliği gösteren bu serbest hatırlanma biçimi Şekil 7.4’de gösterilir. Bu eğride bu listenin sonundaki nemlerin hatırlanma oranının en fazla olduğu, ikinci sırada listenin başındaki itemlerin geldiği, ortadaki itemlerin ise en az hatırlandığı görülür. Çocukken dondurmacıya ne çeşit dondurma var diye sorduğunuzu hatırlayın! Seçtiğiniz dondurmanın, satıcının söylediği ilk veya son isimlerden birisi olma olasılığı yüksektir.
Çağrışımsal çiftlerin öncelik ve sonralık etkisi Wıllıam James’ın öğrencisi Mary Calkıns tarafından keşfedildi. Calkııvs, üzerinde siyah sayıların yazıldığı beyaz kartları renkli kartlarla eşleştirerek çağrışımsal çiftler çalışması yapıyordu. Çağrışımsal çiftlen (iğrendikten sonra, gözlemcilere renkler sunuldu ve her bir renkle birlikte sunulmuş olan sayıyı hatırlamaları istendi. Öncelik ve sonralık etkisini sınayan çalışmalarında C'alkıns, örneğin, mavi rengini bir dizide ıkı kez verebiliyordu; fakat test sırasında hangi sayının hatırlanabılecegi-nı belirlemek için her seferinde bu renkle farklı bir sayı sunuyordu. Bir son-ralık testinde, renk ortada ve dizinin sonunda sunulduğunda, gözlemci dizininbirebir ürünler sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder